Torunlarımız bu 10 keyfi göremeyecek
göremeyecek
Kopenhag’da düzenlenen iklim değişikliği zirvesinde, yeni bir uluslararası anlaşma için çalışılıyor. Bunun nedeni ise yükselen sıcaklık seviyelerinin yaşamlarımızı kökten etkileme tehlikesi taşıması. Ancak bu sadece yaşamı değil ekonomiyi de yakından etkileyecek.
TIME dergisinde “Tehlike altındaki on ihracat ürünü” başlıklı analizde birçok ülkeyle özdeşlemiş 10 ürünün iklim değişikliğinden dolayı tehlike altında olduğuna dikkat çekildi.
İşte aralarında Fransız şarabı ve Arjantin birasının da bulunduğu yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan o 10 ihracat ürünü.
Ünlüleri utandıran anlar
Ünlülerin seçtikleri kıyafetin kurbanı oldukları anlar çoğu kez fotoğraflara yansıyor. Peki bu görüntüler arasından en çarpıcı olanlar hangileri dersiniz?
Genç kıza işkence ve tecavüz iddiası
Kütahya’nın Gediz ilçesinde, zorla cinsel ilişkiye girdiği genç kızı dövüp, vücudunda sigara söndürdüğü iddia edilen kişi yakalandı.
Alınan bilgiye göre, polise başvuran N.Ş. (17) adlı genç kız, İ.T. (23) isimli kişiyle 5 Ekimde arkadaş olduklarını ve tanışmalarından yaklaşık 3 hafta sonra İ.T’nin Dayınlar Mahallesi’ndeki evinde sohbet ederken onun cinsel ilişkiye girme teklifini kabul etmediği için kendisini dövüp zorla ilişkiye girdiğini öne sürdü.
Bu olaydan birkaç gün sonra evine gitme teklifini reddettiğinden İ.T’nin vücudunda sigara söndürdüğünü iddia eden N.Ş’nin 8 Kasım’da İ.T. ile evlenmek için kaçtıklarını anlattığı belirtildi.
İ.T’nin 10 Kasım’da Şaphane ilçesine bağlı Üçbaş beldesinde bir evde kendisiyle zorla ilişkiye girdiğin ileri süren N.Ş, zorla ilişkiye girdiği ve vücudunda sigara söndürdüğünü iddia ederek, polise şikayette bulundu.
Polis tarafından gözaltına alınan İ.T’nin N.Ş. ile kendi isteğiyle bir kez ilişkiye girdiklerini ve kendisinin ilişkiden sonra bakire olmadığını anladığını, vücudunda sigara söndürmediğini öne sürdüğü bildirildi.
Emniyette işlemleri tamamlandıktan sonra Adliye’ye çıkarılan İ.T, mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
Amerikan dramı
Harvey Lesser 58 yaşında, hasta bir Amerikalı yazılımcı. Mali krizde şok üstüne şok yaşadı.
Harvey Lesser 58 yaşında, hasta bir Amerikalı yazılımcı. Mali krizde şok üstüne şok yaşadı. Önce işini, ardından eşyalarını, otomobilini ve evini kaybetti. Bir anda işsiz ve evsizler ordusunun isimsiz neferlerinden biri oldu.
ABD’de Başkan Barack Obama zor durumdaki şirketleri kurtarmak için hazineden milyarlarca dolarlık fon ayırırken, ekonomik kriz etkisini sürdürüyor. Zincirleme reaksiyon gibi yaşanan ve birbirini izleyen iflaslar nedeniyle çok sayıda şirket kapanıyor, yüz binlerce çalışan işsizler ordusuna katılıyor.
İşini kaybedenlerden Colorado Boulder’deki Harvey Lesser (58) yaşanan dramın son kahramanlarından. İşsiz kaldıktan sonra faturalarını ödeyemeyen yazılım geliştirme elemanı Lesser’in apartman dairesindeki eşyaları haczedildi. Şerif ve yardımcıları eşliğinde apartmana gelen haciz memurları Lesser’in eşyalarını birer birer alıp dışarı taşıdı.
ÇOCUKLUKLARI ‘KİMSESİZ GEÇTİ’
Onlar şimdi milyonlarca kişinin tanıdığı ünlüler. Biri daha kısa bir süre önce görkemli bir törenle evlenen bir dansöz, diğeri güzelliği “taçlandırılmış” bir kraliçe. Bir başkası ünlü bir şarkıcı, en gençleri ise adını bir yarışma ile duyurdu. Hepsinin bir ortak özelliği var: O da çocukluklarının belli bir dönemini Çocuk Esirgeme Kurumu’nda geçirmiş olmaları. İşte hayatlarının bir bölümünde ‘kimsesiz’ kalan 4 ünlü ve o döneme ilişkin anıları.
Erdoğan: Siz mi susturursunuz, ben mi susturayım
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 Bütçesi Genel Kurulu’nda milletvekillerine hitap etti. Başbakan Erdoğan’ın konuşması oldukça gergin geçti. Muhalefet milletvekillerinin konuşmasına itiraz etmeleri Başbakan’ı çileden çıkardı. Başbakan Erdoğan, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’e dönerek, ‘Sayın Başkan, siz mi susturursunuz, ben mi susturayım’ dedi.
Konuşmamın başında bazı tespitleri yapmak istiyorum. Bunları yaparken de hiç rahatsız olmamak gerekir. Zira bu bir bütçe müzakeresi, gönlümüz arzu eder ki bütçeyi konuşalım.
Sayın Baykal, Reşadiye saldırısını PKK’nın gerçekleştirdiğini söyleyemediğimizi ifade etti. Devlet yönetimi bir ciddiyet gerektirir, devlet ve hükümet aklına estiğini konuşmaz. Tespitlerini yapmadan, delillerini bulmadan konuşmaz. Zira ülkede bir tane terör örgütü yok. Terör örgütünün farklı isimlerdeki örgütlerle işbirliği halinde uyguladığı terörde var. Bunları tespit ederek, açıklamaktır aslolan.
Ve saldırı terör örgütü üstlenmiştir. Burada spekülasyonlara fırsat vermeden, örgütün üstlendiği gibi, bizlerde aynı şekilde örgütün propagandasını yapar gibi sürekli ismini zikretmeyi de hiçbir zaman devlet ciddiyetimizle uygun bulmuyoruz. Milli birlik ve kardeşlik sürecine yönelik bir sabotajdır.
Daha önceki 7 bütçemizde olduğu gibi 2010 yılı bütçesi de Türkiye’nin imkanlarını fırsatlarını potansiyellerini azami derecede milletimizin istifadesine sunan, ülke ve dünya gerçekleriyle örtüşen bir bütçe olarak yapılmıştır.
İktidar başarılı olmuştur demesini beklemiyorum. Böyle bir şey olduğu zaman bu koltukların boş kalması lazım. İktidarın ne denli doğru yapıp yapmadığını, sandıkta milletimizin huzurunda görüyoruz. 4 seçimde iktidara doğru mu yanlış mı yaptı, değerlendirmesini yapacak. Bütçe görüşmeleri sadece bütçe rakamlarının analiz edildiği değil, aynı zamanda ülke gündeminin ele alındığı, yapılanların yapılacakların teklif edildiği ve önerilerin değerlendirildiği görüşmelerdir.
REKORLAR KIRILIYOR
Türkiye’de rekorlar kırılıyor. Küresel ve bölgesel rekorlar kırıyor. Bu ülkenin varlıklarının gelirlerinin kaynaklarının yüzde 62,7 lirası dazi olarak dagatılıyordu. O zaman iktarda CHP DSP VE ANAP vardı.
7 yılda bu oranı kademe kademe oranına düşürdük. Şu anda geldiğimiz oran yüzde 7 idi. En son cuma gününün rakamı yüde 9,1. Enflasyonuda yüzde 30’la aldık şuanda 5,5. Sizin zamanınıızda bu ülke 3 haneli rakamları da gördü.
Bu aradaki fark benim ülkemin büyümesine gelişmesine harcanıyor. Okula dönüşüyor hastaneye, baraja, emniyete işe aşa dönüşüyor. Türkiye neden bu kadar yüksek faiz oranları ödemek zorunda kaldı. Ülkemizin faiz primi yüksek olduğu için faiz oranları yüksekti.
2002 yılında Türkiye’nin risk primi yüzde 7 iken bugun bu oran yüzde 2‘ye indi. Bu oran bile elde ettiği saygınlığın ağırlığın en bariz göstergesidir. Bu ülke faiz yoluyla ağır bedeller ödedi. Enflasyonla ağır bedeller ödedi. Bu bedeli bu millet ödedi. Memur, işçi çiftçi esnaf, ev hanımları ödedi.
O günün gazetelerini hatırlayın bir banka 1 milyar 63 milyon dolar bir başkası 426 milyon dolar MB’den bu alım yapılıyor. Dolar kuru da 685 bin lira. Dolar hızla yükseliyor. 1 milyon 80 bin liraya çıkıyor. Bu bankların bir kaç ssat sonra 216 tirilyon lira oluyor. İlk bankanın bir günkü karı 292 triilyon oluyor.
MERKEZ BANKASI SOYULURKEN NEREDEYDİNİZ?
Bütün bunları , CHP, MHP, DSP’ve ANAP yaşattı. O dönem yaşananlar Rahşan affına girdi. O zamanki yasalara uygun dendi ve geçiştirildi.
Bu ülkeye revamıydı? Bizi ihanetle suçlayanlara buradan sesleniyorum. Peki bu nedir?
Milliyetçiyim diye ortalarda olaşanalara soruyorum. Bu ülkenin soyulmasına neden ses çıkarmadınız? Merkez Bankası soyulurken milliyetçiliğinizi o gün neden hatırlamadınız?
TEĞET GEÇİYOR TEĞET
2001 krizi ülkenin böyle yönetildiği için yaşandı ve ithal çözümler üretildiğinden yaşandı. Bizi ise kendi projelerimizle çözüyüoruz. Yine söylüyorum. Teğet geçiyor teğet.
23 milyar dolar borçla devraldık Ödeye ödeye şuanda 8 milyar dolar borumuz kaldı. Biz masaya adam gibi otururruz. Muhalefet borçlandı biz ödedik. Sadece ABD’de kriz döneminde 158 banka battı. Türkiye’de bir banka sıkıntı dahi yaşamadı
SİZİN KİTABINIZDA KARDEŞLİK YOK
Güçlü bankacılığı bu iktidar oluşturdu. Reel faiz ülkemizde yüzde 2,5 bu oran Türkiye tarihinde görülen en düşük orandır. Türkiye terör belasından kurtulduğu güneydoğuda da gelişmemiz açısından son derece çok önemlidir.
İnsan milli birlik ve kardeşlik lafına bile saygı duyar. Bu lafı duyunca bile zıplıyorsunuz. Kitabınızda birlik yok beraberllik kardeşlik yok .
O günlerde Merkez Bankasının içini boşaltanlar bugun ülkenin kardeşiliğini birliğini dert edemezler. O gün IMF den borç almak için kapıda yatanlar bugün borç edeyen bir ülkeyi sindiremez. Biz inadına milli birlik inadına kardeşlik diyoruz.
MUHALEFETİ YANIMIZA BEKLERDİK
Sizin hiç evladınız öldü mü? Dersimi istatistik olarak görenler kendinizi hiç dersimli bir ananın babanın evladın yerine koydunuz. Her ölüm ölümdür. Hele gençlerin ölümü görmezden gelinemeyecek kadar acıdır, trajiktir.
Biz ne ekonomiye bir istatistik olarak konusuyoruz ne de sehitleri istatistik olarak konusuyoruz. Biz sofraya, anaların yüreğine bakarak konusuyoruz. Böyle bir sürecte muhalefeti yanımızda beklerdik.
Süreci provoke etmek kime ne sağlar. Diyorlar ki ülkeyi bölüyorsunuz. Hangi adım hangi açılığım başlığı ülkeyi bölüyor. Hangi adıma alternative ürettiniz. Sonuna kadar dinleme cesareti gösrerin . Umarım yine bırakıp burden gitmezsiniz.
BAYKAL SABAH BAŞKA AKŞAM BAŞKA
İster Güvenlik güçlerimiz ister bize silah doğrultan vatandaşlarımız olsun hepsi bizim vatandaşımızdır. Bu söz sizlerin değilmiydi?
Tüm tutuklu ve hükümlüller için kısmı genel af çıkartılarak genel huzur düzeyi yaratılmalıdır. Kürt vatandaşlarımızın yazılı basın ve medya ile yayın yapabilme , özle okulların kendi anadilleriyle yayın yapabilme.”
Belgeler burda. “Kürt dil kurumu ile kendi dilleri ile çalışma yapabilmeli” bütün bunlar CHP Tunceli raporunda var. Bunları bana siz gönderdiniz. Bunların hepsi CHP’nin Tunceli raporu.
Herhangi bir arkadaşın yaptığı açıklamayı neden bana partininmiş gibi gösteriyorsunuz? 99 CHP raporu : “Devletin ırkı olmaz devlet tüm alt kimliklere eşitm esafede durmalıdır. Kürtlerde dahil her lat kimlikten yurttaşımıza kendi dillerinde eğitim görme olanakları ….”
Sayın Baykal’ı iyi tanıdım sabah başka akşam başka.. Aynı davranışları MHP de yapıyor.
HER SORUN MECLİS’TE ÇÖZÜLÜR
O başka bu başka hangisi doğru bizim yaptığımız doğru. İki tarafın söylemleri bile hükümetin ne kadar doğru bir yolda olduğunu gösteriyor.
DTP de dağa çıkmaktan bahsediyor MHP de dağa çıkmaktan bahsediyor. Biz ise kardeşliğin adaletin sesiyiz. Hepinizi buraya siyaset yapmaya çağırıyoruz. Her türlü sorun mecliste çözülür Bunun yeri burasıdır.
ÇOCUKLARINIZI TV’DEN UZAK TUTUN
Sayın Bahçeli, bana partime hükümetime en ağır lafları bana söyledi. Ben bunların hiç birini üzerime almadım. Dinleyen çocukların ruh haline üzülüyorum . Anne ve babalardan Bahceli konusurken televizyondan uzak tutumalarını tavsiye ediyorum.
Sadece bir günde 4 katrilyon parar kazanan bankalar oldu. Merkez Bankası’na o dönemde neredeyse bir enjektör dayandı. Bütün kaynaklar emildi. O dönemde başkan yardımcısıydınız Bahçeli . O zaman bunları neden uyarmadınız?
GÜVENLİK GÜÇLERİNE HAKSIZLIK
Teror liderinin başı size teslim edildi. Öcalanı imralıya kim yerleştirdi. Tüm muhalefete sesleniyorum, Terörle mücadele edilmiyor diyerek bu ülkenin askerine polisine korucularına haksızlık insafsızlık ediyorsunuz. Onların şefkini siz kırıyorsunuz.
TERÖR CEPHESİ SİLAH BIRAKMADIKÇA…
Ben herzaman askerede emniyet teşkilatının ne ihtaycı varsa A’dan Z’ye yapmaya hazırız demişizdir. Şu anda kandile operasyon yaoılıyorsa bu 5 kasım 2007 nin sonucu ve zaferidir.
Kaçınız Ankara’nın dışına çıkabildiniz. Terör cephesi silahını bırkamadığı sürece operasyonlara son verilmeyecek. Bİz 81 ilin tamamında varız. Sİyasetçi olarakta varız. Sivastan öteye gidebiliyormusunuz? Gittiğiniz yerler belli. Asker nerde polis nerde AKP orda ama siz yoksunuz.
Türk milleti demek Türkiye’li olmak demektir. Gazi Mustafa Kemal bu konuyu en güzel şekilde ortaya koymuştur.
Burda alt kimlik dediğimde çıldırdınız. Şimdi bunları sizde kullanıyorsunuz. Siz de zamanla öğreneceksiniz.
Genel Başkan grubuna hakim ol. Siz varya bu mantığınız Atatürk ölene kadar Türk paralarının resmi öldükten sonra İnönü’nün resmi. Siz busunuz.
PARTİ KAPATMAYA KARŞIYIZ
Biz parti kapatmaya karşıyız .Cezanın tüzel kişilklere özel kişilere verilmesini uygun buluyoruz. Bu ülkenin Başbakanlarına göbek kaşıyanlar diyenler sizlersiniz.
Halkın getirdiğini ancak halkın götürebileceğini düşünüyoruz Teröre övgüde buluna destek olan kişilere bir paye verilemez. AKP olarak her türlü aykırılığın siyaset içinde tutulmasını uygun görüyoruz.
Biz siyasi hayatımız boyunca sadece milletimizde direktif aldık. Tüm partiler yüzlerine millete dönmeli. Onları dinlemeli . Asla ümitsiz değiliz.
DAHA FAZLA BEDELE TAHAMMÜLÜMÜZ YOK
Nasıl tahrikler yapılacağını göze alarak çıktık. Terörden nemalananların bu süreci uzatmak için neler yapacağını bilerek ve bunlara boyun eğmeyeceğmizi düşünerek yola çıktık .
Daha fazla bedelin ödenmesine tahammulumuz olamaz. Biz bu milleti terörün akıttığı kan ile beslenenlere vampirlere teslim etmeyeceğiz. İnadına demokrasi ,açılım, birlik kardeşlik diyoruz .
Gençlerin kanı üzerinden maddi ya da manevi rant devşirenler var. Biz bütün bunları karsımıza alarak çıktık. Hortumları kesilenler duvar gibi bu sürecin önende duracaklar . Ama biz bunları kararlılıkla defedeceğiz.
BAYKAL’DAN ERDOĞAN’A YANIT
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bütçe konuşmasını, “Yazık… Çürüyen bir iktidardan Başbakan manzarası” sözleriyle değerlendirdi.
Genel Kurul toplantısının ardından TBMM’deki odasında gazetecilerle sohbet eden Baykal, hiçbir Türk vatandaşının böyle bir Başbakan manzarasından mutlu olduğunu düşünmediğini belirterek, şöyle konuştu:
“Yaşanan sorunların altında nasıl bir başbakanlık anlayışının yattığı bu vesileyle görüldü. Yazık… Çürüyen bir iktidardan başbakan manzarası. Bu onun anlayışını ortaya koyuyor. Meclis Başkanına ’sen mi susturacaksın, ben mi susturacağım?’ diyor. Meclis Başkanı parlamentonun, Başbakan iktidarın temsilcisi. Başbakan, Meclis Başkanına ’sen mi yapacaksın, ben mi yapacağım?’ diyor. Kendisinde birilerini susturma yetkisini, hakkını var sayıyor olması, kuvvetler ayrılığı ilkesine tamamen aykırı. Tam bir ‘Ali kıran baş kesen’ tavrı.”
Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından, “Türk milleti sözünün anayasadan çıkarılmasına yönelik değişikliğin arkasında olduğunun çok açık olarak görüldüğünü” savunan Baykal, “Başbakanın gösterdiği raporların hiçbirisinin CHP’nin yetkili organlarının görevlendirilmesiyle oluşmadığını” da kaydetti.
Deniz Baykal, şöyle devam etti:
“CHP’nin bu konulardaki resmi politikası 1989 yılındaki raporunda çok net şekilde ortadadır, daha sonra 2008 programındadır. Resmi raporlardır. Bir raporunun resmi rapor olabilmesi için önce parti yetkili organlarının öyle bir rapor hazırlanması görevi vermesi lazım. Kimlerin hazırlayacağını belirlemesi lazım. Hazırlanan raporu görüp benimsemesi lazım. Bunlar ortaya çıkınca o rapor parti raporudur. Her partide bir sürü insan görüş söyler, teklif yapar. Bizi bağlayan iki temel rapor var. Biri 1989 raporu, ki SHP zamanında hazırlanan rapordur. CHP, SHP döneminde hazırlanan raporu sahiplenmiştir. Diğeri de 2008 programımızı yeniden şekillendirdik. CHP’nin bu programı ortadadır. Bu raporda da CHP’nin görüşü çok net bir şekilde ortaya konulmuştur.
Nedir anlayışımız: Etnik kimliğe saygı temeldir. Devleti bu işe sokmama kararlılığımız 20 yıldan bu yana sürüyor. Devlet, vatandaşlarının etnik kimlikleri konusunda faaliyet yapmamalıdır. Bunlar sivil toplum çerçevesinde yapılmalıdır. Hiçbir zaman milli eğitimin içine etnik anlayış, etnik dil sokulmamalıdır. Biz devleti bu işin dışında tutuyoruz. Bizim çizgimiz bu. Ama görüyorum ki Başbakan, Anayasadan Türk milleti sözünü çıkarma konusunda kararlıdır, bu sahiplenilmiştir. Milli eğitime etnik dil taşıma konusundaki politikası da sahiplendiği politikadır. Böyle bir angajmanını görüyorum. Bunu bizden medet umarak meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu mümkün değildir.”
THY’ye İspanyol zulmü
THY’nin ‘Barcelona seferi’ krizle başladı. Takımın THY ile uçmasına öfkelenen İspanyol şirketlerin baskısı sonuç verince, THY’nin futbolcuları Abu Dabi’ye direkt uçurmasına izin verilmedi. Barcelona’dan kalkış öncesinde ise THY yetkilisinin ‘Yaşasın özgür Katalonya’ şeklinde anons yaptığı öne sürüldü. Ancak THY, Anadolu Ajansı’nın haberini yalanladı. Bu arada uçaktan ilk fotoğraflar da Doğan Haber Ajansı tarafından yayınlandı.
İşte uçaktan ilk fotoğraflar / Galeri
Milliyet Gazetesi’nin haberine göre, Türk Hava Yolları’nın (THY) ünlü yıldızların kulübü Barcelona’yı taşımak için Barcelona Spor Kulübü ile 3 yıllığına 9 milyon euro’luk sponsorluk anlaşması imzalaması İspanya’da krize neden oldu. Bazı İspanyol firmalarının ülkedeki Sivil Havacılık Kurumu’na baskı yapması üzerine THY’ye, Barcelona-Abu Dabi direkt uçuş izni verilmedi ve Barcelonalı futbolcular İstanbul aktarmalı yolculuk yaptı. Seyahat süresini uzatan bu durum Barcelona Kulübü’nün büyük tepkisini çekti.
THY uçağı direkt uçuş izni verilmediği için İstanbul’a inerek aktarma yapmak zorunda kaldı. Saat 15.53 sıralarında Atatürk Havalimanı’na gelen uçak parka çekilerek yakıt ikmali yapıldı. Barcelonalı futbolcular ve teknik ekip kabinden çıkmadı. Yaklaşık 1 saat süren bekleyişin ardından THY uçağı Abu Dabi’ye gitmek üzere tekrar havalandı.
“YAŞASIN ÖZGÜR KATALONYA”
Öte yandan uçağın Barcelona’dan kalkışından önce THY yetkilisinin Katalanca olarak “Yaşasın özgür Katalonya” şeklinde anons yaptığı belirtildi. Ancak THY’den yapılan açıklamada, bu haberin doğru olmadığı belirtildi. THY, şu açıklamayı yaptı:
“Bugün Anadolu Ajansı’nın (AA) İspanyol basınına dayanarak, akabinde geçtiği haberde yer alan; Türk Hava Yolları yetkilisinin Barselona takımını taşıyan uçağımızın kalkışından önce anons yaptığına ilişkin bilgiler gerçeği yansıtmamaktadır. Türk Hava Yolları, taşıyıcı havayolu şirketi olarak Barselona takımının seyahatini sağlamaktadır. Bunun dışındaki konular Türk Hava Yolları’nın ilgi alanına girmediği gibi bu konularda herhangi bir yorumda bulunması da söz konusu değildir.”
JOAN OLİVER: BİZİ BOYKOT ETTİLER
Barcelona’nın sponsorluk anlaşmalarından sorumlu yetkilisi Joan Oliver, İspanyol basınına yaptığı açıklamada, “İspanyol havayolları şirketleri, Türk Hava Yolları’nın bizi doğrudan Abu Dabi’ye götürmesini önlemek için bizi boykot ettiler” dedi.
İspanyol gazeteleri kulübün sponsorluk anlaşmalarından sorumlu Joan Oliver’in, Katalan milliyetçiliğinden dolayı bu şekilde sert bir açıklama yaptığını savunurken, Marca gazetesi, “3 milyon Avro için İstanbul aktarmalı olarak Arabistan’a gidiliyor” ifadesini başlığına çıkararak haberi verdi. Kasım ayından bu yana Barcelona’nın THY ile Abu Dabi’ye gideceğinin bilindiğini vurgulayan İspanyol spor gazetesi, Barcelona kulübünün direk uçuş yapmak için gerekli izni zamanında istemediğini ileri sürdü.
Barcelona kulübü yetkilisi Oliver ise söz konusu direk uçuş izninin havayolları şirketleriyle değil hükümetler arası bir konu olduğunu iddia etti ve İspanyol devletini eleştirdi.
NAVİO: BİZ KURALLARI UYGULADIK
Bu arada, İspanya Havayolları Şirketleri Derneği Başkanı Felipe Navio da konuyla ilgili olarak, “Sivil havacılığın yaptığı tek şey uluslararası kuralları uygulamak oldu. Bu çok açık bir kuraldır. AB dışı bir ülkeye ait bir havayolu şirketinin, AB ülkeleri dışına yaptığı bir seferde şirketin orijinin bulunduğu ülkeye teknik iniş yapma mecburiyeti vardır” açıklamasında bulundu.
FİRMALAR BASKI YAPTI
Bu zorunlu aktarmaya bazı İspanyol havayolu firmalarının hükümete baskı yapmasının neden olduğu belirtildi. Firmaların, Barcelona’nın İspanyol değil, bir Türk firmasıyla uçması nedeniyle baskı yaptığı ve THY’nin direkt uçuş talebine izin verilmediği kaydedildi. İspanya Sivil Havacılık Kurumu görevlileri ise THY’nin Abu Dabi’ye direkt uçuş hakkı olmaması nedeniyle izin verilmediğini öne sürdü.
LAPORTA: BU BİR KOMPLO TEORİSİ
Olayı protesto eden Barcelona Başkanı Joan Laporta, komplo teorisi içine itildiklerini belirterek “Barça direkt uçuşların kulübü” dedi. Laporta sorunu aşmak için Başbakan Jose Luis Zapatero ile görüştüklerini ancak çözüm için çaba gösterilmediğini de kaydetti. Barcelona Kulübü Pazarlama Genel Müdürü Joan Oliver de İspanyol uçak şirketlerinin boykotuyla karşı karşıya olduklarına dikkat çekerek, “THY ile uçmamızı istemiyorlar” diye konuştu. İspanyol basınında ise Katalan milliyetçiliğiyle tanınan Laporta’nın İspanyol uçak şirketleriyle uçmamak için THY’yi seçtiği, durumun hükümet krizine yol açacak düzeye ulaştığı kaydedildi.
THY BASKI VAR:
THY Basın Müşaviri Ali Genç “Takımı Barcelona’dan Abu Dabi’ye direkt götürmek istiyorduk. Bunun için de İspanyol Sivil Havacılık Kurumu’na başvurduk. Charter uçuş olduğu için izni vermesi lazım. Ancak vermediler. Uçak İstanbul’da yakıt takviyesi yaptıktan sonra Abu Dabi’ye uçtu” dedi. İspanyol havacılık firmalarının uyguladığı baskıyı da doğrulayan Genç, “Olayın perde arkasında baskı var. Sivil Havacılık’a ‘Bu izni verirseniz, sizi mahkemeye veririz’ demişler. İspanyol firmalarının hakkını korumadıklarını söylemişler” dedi.
Berlusconi yumruk yedi dişleri gitti
İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Milano’da yumruklu saldırıya uğradı. Dişi kırılan ve dudağı patlayan Berlusconi hastaneye kaldırıldı. 42 yaşındaki erkek saldırgan gözaltına alındı
Berlusconi saldırıdan sonra hastaneye kaldırılırken, erkek saldırgan, polis tarafından yakalanarak, gözaltına alındı.
Silvio Berlusconi, lideri olduğu Özgürlükçü Halk Partisi’nin (ÖHP) Milano’nun Duomo meydanında düzenlediği miting sırasında saldırıya maruz kaldı.Berlusconi’nin konuşmasını tamamlamasının ardından, dinleyiciler arasında bulunan bir kişinin saldırısına uğradığı bildirildi.
Erkek olduğu belirtilen saldırganın Berlusconi’nin yüzüne kuvvetli bir yumruk attığı kaydedildi.
Saldırı sırasında Berlusconi’ye bir metre mesafede bulunan Savunma Bakanı Ignazio La Russa, tanık olduğu hadiseyi şöyle anlattı: “Başbakan, saldırganın yumruğuna maruz kaldı. Saldırganın elinde de bir şey var gibiydi. Başbakanın ağzı ve burnu kanıyordu. Saldırgan hemen yakalanarak, gözaltına alındı. Olay, Başbakanın kürsüden indiği sırada meydana geldi. Polisler saldırganı gözaltına alarak linç edilmekten de kurtarmış oldular. Polis müdahale etmesiydi, oradaki insanlar saldırganı paramparça edebilirdi.”
Saldırganı yakalayan güvenlik birimlerinin Başbakan Berlusconi’yi de araçla hemen miting alanından uzaklaştırarak, tedavi için Milano’daki San Raffaele hastanesine götürüldü.Berlusconi’nin 24 saat gözetim altında tutulacağı belirtildi. Acil serviste kontrolden geçirilen Berlusconi’nin sağlık durumunda kaygı verici durum olmadığı öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre Berlusconi, acil servisteki ilk müdahalenin ardından yüzünde bir buz torbasıyla sedyeyle gözetim altında tutulacağı odaya nakli sırasında, sağlık görevlisinin elini tutarak, “İyiyim” dedi.
Saldırganın sabıkası bulunmayan 1967 doğumlu bir İtalyan vatandaşı olduğu da kaydedildi.
Miting alanında yer alan siyasi yetkililerden ve hükümetin koalisyon ortaklarından biri olan Kuzey Birliği Partisi (KBP) Genel Başkanı Umberto Bossi, “Bu, bir terör saldırısıdır. Ortalıkta bu türden canilikler yapabilecek bir sürü insan var. KBP olarak terör riskiyle mücadeleye hazırız” diye konuştu.
Di Pietro: “Berlusconi insanları kışkırtıyor”
Silvio Berlusconi’nin, Milano’da miting sonrasında yumruklu saldırıya uğramasına siyaset dünyasından tepki yağıyor.
Siyasi yetkililerin büyük çoğunluğu Başbakana geçmiş olsun dileğinde bulunup saldırıyı kınarken, muhalefetteki İtalyan Değerler Partisi (İDP) Genel Başbakanı Antonio Di Pietro, Berlusconiyi suçladı.
İtalya’daki Temiz Eller dönemindeki savcılığının ardından siyasete atılan Di Pietro, Milano’daki saldırıya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ben, şiddet olsun istemiyorum. Ancak Berlusconi, davranışlarıyla ve umursamazlığıyla insanları kışkırtarak şiddete yöneltiyor” dedi.
Di Pietro, “Milyonlarca insanın işinden olduğu, ay sonunu getirmekte zorlandıkları bir dönemdeyiz. Berlusconi ise kendisini ve de salt kendi çıkarlarını kollayacak kanunlar çıkarma amacıyla parlamentoyu adeta bloke etmiş vaziyette. İnsanların böyle bir Başbakanı her gün görmekten duydukları rahatsızlığı gayet iyi anlıyorum” diye konuştu.
Di Pietro’nun bu sözleri ise merkez sağ koalisyonun tepkisine neden oldu. Dışişleri Bakanı Franco Frattini, Berlusconi’nin saldırıya uğramasından derin üzüntü ve kaygı duyduğunu belirterek, “Bu son derece vahim bir hadisedir. Halk dolduruşa getirilirse biri de pekala saldırıya geçebiliyor. Sayın Di Pietro ise saldırıyı kınayacağına, esas itibarıyla neredeyse mazur görüyor. Di Pietro’nun bu tepkisi İtalya ve parlamento adına utanç vericidir” de
Üstsüz olmayı seviyor
İngiltere’nin aykırı kızı Vikki Blows Nuts Dergisi için üstsüz pozlar verdi.
HİÇ BİR ŞEY DEĞİŞMEDİ damar parca EFsane:)
13 Aralık 2009 Yazan admin
Kategori Video Klipler


