Rüyada Verilen Ceza
31 Aralık 2009 Yazan Efsane
Kategori Dini hikayeler
Mağripte, itibârlı bir âlim olan Ebü’l-Hasan; İmâm-ı Gazâlî Hazretleri’nin İhyâ kitabını okuyunca “Sünnete muhâlif” diye beğenmemiş ve müslümanların elindeki İhyâ kitaplarının toplanıp yakılmasını emretmiş. Cumâ günü yakılmasını kararlaştırmışlar.
Ebü’l-Hasan cumâ gecesi rüyâsında ders okuttuğu câmie girmiş. Bakmış ki câminin köşesinde parlayan bir nûr; Resûlüllâh Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ebû Bekr ve Hz. Ömer (r.anhümâ) ile oturuyorlar. Bu arada İmâm-ı Gazâlî de elinde İhyâu Ulûmi’d-Dîn, kitabı ile huzura gelerek:
“Ey Allâh’ın Resûlü! Şu kimse benim hasmımdır.” dedi ve İhyâ kitabını Resûlüllâh’a verip:
“Yâ Resûlallâh, şu kitaba bakınız, eğer bu kimsenin dediği gibi bunda sünnete muhâlif bir şey varsa, ben Allâhü Teâlâ’ya tevbe ettim. Eğer dîne muvâfıksa, bu adamdan hakkımı alıp beni sevindirin.” dedi.
Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) İhyâ kitabını baştan sona göz gezdirdi ve;
“Vallâhi bu çok güzel bir şeydir.” buyurduktan sonra Hz. Ebû Bekr’e (r.a.) verdi.
O da baktıktan sonra
“Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki bu kitap güzeldir.” buyurdu.
Hz. Ömer’de (r.a.) verdiler. O da inceleyerek, aynı cevabı verdi.
Bunun üzerine Resûlüllâh (s.a.v.);
“Ebü’l-Hasan’ın elbisesini soyun, iftirâ edenlere vurulduğu gibi had vurun.” buyurdu.
Beşinci sopadan sonra Hz. Ebû Bekr şefâat ederek;
“Yâ Resûlallâh böyle yapması yine senin sünnetini tâzîm içindi, af buyur.” dedi.
Ebü’l-Hasan da hatasını anlayıp tevbe edince; İmâm-ı Gazâlî Hazretleri de affetti.
Ebü’l-Hasan uyanınca gördüklerini halka anlatıp tevbe etti. Bir ay, rüyâsında yediği sopaların vurulduğu yerler sızladı. Vefat edince sopaların izi sırtında görülüyordu. Bu rüyâsından sonra dâimâ İhyâ kitabını okur, ona hürmet ederdi
Allah’tan Kork, Mührümü Bozma!
31 Aralık 2009 Yazan Efsane
Kategori Dini hikayeler
Geçmiş ümmetlerde gurbete çalışmaya giden üç arkadaş, bir ara yoğun bir yağmura mâruz kalınca yol kenarındaki bir mağaraya sığınırlar. Ne var ki, karşı dağdan, düşen yıldırım sebebiyle kopup yuvarlanan bir taş gelir, içinde bulundukları mağaranın kapısına sıkışıp kalır.
İçeride bulunan üç arkadaş korkup düşünmeye başlarlar. Nasıl çıkacaklar kapanmış olan mağaradan? Biri der ki: Bu belâdan kurtulmamızın bir çâresi olabilir. O da, Rabbimizin rızâsı için yapmış olduğumuz iyilikler. Gelin bunları şefaatçı yapıp buradan kurtulmayı Rabbimizden dileyelim.
Bu sebeple biri der ki:
– Ey Rabbim! Ben yanında işçi çalıştıran biriydim. Bir gün, çalışan işçim akşam yevmiyesini almaya gelmedi. Ben de onun parasını onun adına ayırıp çalıştırdım. Seneler sonra gelince parasını kazancıyla birlikte verdim. Şaşırdı, almak istemedi. Sonra ciddi olduğumu anlayınca yevmiyesini kazancıyla alıp sevinerek gitti. Bunu sadece senin rızân için yaptım. Eğer senin yanında makbul oldu ise, bunun hürmetine şu kayayı, çıkacağımız yerden uzaklaştır!
Bu dua üzerine kaya yerinden kımıldar, ama çıkılacak kadar yer açılmaz.
İkincisi de şöyle der
– Ey Rabbim! Ben annesine çok hizmet eden biriyim. Bir gece annem su istemiş, ben de koşup dışarıdan su getirmiştim, baktım annem uyumaktadır. Karşısında uyanıncaya kadar bekledim. Gece yarısı uyandığında beni karşısında bekler halde görünce çok memnun olup duâ etmişti. Bunun hürmetine bu belâdan bizi kurtar.
Kaya biraz daha kımıldar, ama yine kurtulmaya yeterli değildir.
Üçüncü olarak da son arkadaşları şöyle duâ eder:
– Ey Rabbim! Memleketimizde kıtlık olmuş, bir çok âile açlık belâsına mâruz kalmıştı. Benim durumum ise iyi idi. Bir gün komşum kızı yanıma gelip açlıktan ölüm tehlikesi geçirmekte olan âilesi için benden yiyecek birşeyler istemiş, ben de ona kendisini bana teslim etmesi halinde istediğini verebileceğimi söylemiştim. Başka çâresinin kalmadığını anlayan kızcağız, nihayet isteğime râzı olmuş, birlikte tenha yere gittiğimizde birden şu ikazda bulunmuştu:
– Ey elinde imkân olan adam! Allah’dan kork, benim iffet mührümü nikâhsız bozmaktan hicap duy! Bu mühür, ancak nikâhla bozulur, başka değil!
Bu beklenmedik ikazdan korkup titremeye başladım. Kendimi mâsum bir kızın namus mührünü bozan iffetsiz durumuna düşürmekten utandım ve dedim ki:
– Haydi gel, istediğin kadar yiyecek al, mührünü muhafaza ederek iffetinle yaşa.
Böylece ona istediğini verdim ve mührünü bozmadım. Bunu senin rızân için yaptım. Eğer kabul edildi ise, şu kayayı kapımızdan uzaklaştır da çıkıp kurtulalım.
Bir de baktılar ki, sıkışmış kaya paldır küldür yuvarlanıp gitti, kurtulup dışarı çıktılar.
Evet, işte iffetsizlerin yersizliğini söylemek istedikleri kızlık işaretinin hadisteki adı mühürdür.
Kaynak: Yeni Aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları
Alabilirsen al
31 Aralık 2009 Yazan Efsane
Kategori Dini hikayeler
Hacı Bayram-ı Velî’nin doğduğu Zülfadl (Sol-Fasol) köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından kalma birkaç altınını, annesinden kalan hâtıra bilezik ve küpleri emânet edecek bir kimse bulamadı. Hepsini küçük bir çekmeceye koyup, Hacı Bayram-ı Velî’nin türbesine getirdi. Türbeyi ziyâret edip;
“Yâ hazret-i Hacı Bayram-ı Velî! Beni vatanî vazifemi yapmak için çağırdılar. Annemden ve babamdan kalma şu hâtıraları emânet edecek bir kimse bulamadım. Bu küçük çekmeceyi zâtı âlinize emânet bırakıyorum. Eğer askerden dönersem, gelir alırım. Şâyet dönemezsem, istediğiniz bir kimseye verebilirsiniz!” diye münâcaat etti.
Sonra çekmeceyi sandukanın kenarına koyarak ayrıldı.
Aradan yıllar geçti. Gencin askerliği bitti ve emânetini almak üzere Hacı Bayram-ı Velî’ye geldi. Ziyâretini yapıktan sonra, çekmeceyi koyduğu yerde buldu. Hiç dokunulmamıştı.
Orada türbeyi bekleyen türbedâra;
“Bu çekmece benimdir. Askere gitmeden önce emânet bırakmıştım. Şimdi alıyorum.” dedi.
Türbedâr;
“Tabi, alabilirsen al. Çünkü ben, bir defâsında bu çekmecenin yerini değiştirmek istedim. Fakat bütün uğraşmalarıma rağmen yerinden bile oynatamadım. Bunda bir hikmet olduğunu düşünerek, bir daha elimi bile sürmedim.”
Genç, çekmecenin yanına gelip, Hacı Bayram-ı Velî’ye teşekkür etti ve emânetini alarak köyüne döndü.
Ekmek İstedin Afiyet İstemedin
31 Aralık 2009 Yazan Efsane
Kategori Dini hikayeler
İmam Kuşeyri (k.s.) naklediyor:
Sufinin birisi sürekli,
”Allah’ım, senden afiyet istiyorum, Allah’ım senden afiyet istiyorum…!” diye dua ediyordu. Kendisine niçin sürekli böyle dua ettiğini sorulunca, şöyle anlattı:
”Ben, manevi terbiyeye ilk girdiğim günlerde hamallık yapıyordum. Birgün ağırca bir un yükü taşıyordum,
dinlenmek için yükü bir yere koydum. Orada,
”Ya Rabbi, eğer her gün bana yorulmadan iki ekmek versen, onlarla yetinirdim!” diye dua ettim. O sırada önümde iki kişi döğüşmeye başladılar; ben de aralarını bulayım diye yanlarına vardım. Birisi, elindeki şeyi hasmına vurmak isterken başıma vurdu, yüzüm kana bulandı. O sırada mahallenin asayişinden sorumlu kimse gelip ikisini yakaladı, beni de kana bulanmış görünce, kavgacı zannedip onlarla birlikte hapse attı. Bir müddet hapiste kaldım, her gün iki ekmek veriyorlardı.
Bir gece rüya gördüm, birisi bana,
”Sen her gün yorulmadan iki ekmek istedin fakat Allah’tan afiyet (beden,din ve dünya selameti) istemedin, işte istediğin sana verildi!. dedi.
Rüyadan uyandım, ondan sonra hep,
”Ya Rabbi, afiyet ver, Ya Rabbi afiyet ver..!” diye dua etmeye başladım. Bir ara hücrenin kapısı çalındı, birisi,
”Hamal ömer nerede ?” diye beni sordu. Beni götürdü, ellerimi çözüp serbest bıraktılar.”
Resûlullah (s.a.v.) buyurur ki:
“Allah’tan afiyet isteyin. Kula kamil imandan sonra afiyetten daha büyük
Hediye
21 Aralık 2009 Yazan Efsane
Kategori Romantik hikayeler
Özge’nin canı çok sıkkındı. O gün 21 yaşına basıyordu ve İstanbul’da, yalnızca 6 aydan beri yaşadığı bu kentte yalnızdı. Bülent, yani 6 ay önce evlendiği kocası, görevli olarak gittiği Anadolu’nun bilmemneresindeydi ve ilk başta defalarca doğum gününde mutlaka yanında olacağı sözü verdiği halde, yoktu işte. Aslında ona pek kızmaması gerektiğini de biliyordu ama, yine de kızıyordu işte.
İkisi de İzmirli’ydiler. Evlenecekleri sırada Bülent, İstanbul’daki büyük bir uluslararası şirkette iş bulmuştu ve hemen üstüne atlamıştı tabii. 26 yaşındaydı ve şirketin satış teşkilatının müfettişliğini önermişlerdi ona. Doğrusu iyi bir pozisyondu ve ürcet de bayağı yüksekti. Yani İzmir’de asla bulamayacağı bir iş bulmuştu müstakbel kocası. O sırada düğün tarihi bile belliydi zaten. Evi İstanbul’da tutmuşlardı değişiklik olarak ve nikahtah sonra da atlayıp gelmişlerdi hemen. İlk bakışta işler yolundaydı, uzun lafın kısası.
Ama her şeyin bir faturası olduğu gibi, Bülent’in onları rahatlıkla yaşatabilecek işinin de bir faturası vardı. Sürekli Anadolu kentlerine, hatta kasabalara gidiyordu ve Özge de yalnız kalıyordu İstanbul’da. 6 ay içinde kalda değer arkadaşlıklar da kuramamıştı zaten.
Bu sefer de 1 haftalığına gitmişti kocası. Sonra bir hafta daha uzamıştı ve dün de arayıp, ilave bir hafta daha uzayacağını haber vermişti Özge’ye. İşte tepesini attıran da bu olmuştu zaten. Zaten iki haftadır kocası yoktu yanında. Bu en başta erkeği yok demekti. İlk bir hafta zorlanarak da olsa dayanmıştı buna. Sonra geceleri rüyalar görmeye başlamıştı. Sikiş rüyaları.
Ama bunlar durumunu dana da kötüleştirmekten başka bir işe yaramamıştı ki. Genellikle kıvranarak uyanıyor sonra da içindeki ateşi söndürebilmek için parmaklarına başvuruyordu çaresizce. Neredeyse 31 manyağı olmak üzereydi.
Bugün doğum günüydü ve kocası hala yoktu. Halbuki ne kadar hazırlamıştı kendini Özge. 21 yaşına basarken, kocasının sikinin üstünden hiç inmemeyi planlıyordu. Tüm gün boyu sikişirlerse ancak doyabileceğini düşünmüştü.
Sabah uyanınca, ne yapacağını düşünmüştü bir an. Sonra da ne olursa olsun bu günü güzel yaşaması gerektiğine karar vermişti. Evet kocası, yani onu mutlu edecek bir sik yoktu ama olsun. Moralini bozmayacaktı. Sanki herşey yolundaymış gibi giyinip süslenecekti ve evde tek başına, televizyonun karşısında oturacaktı.
İşe uzun uzun duş yapmakla başladı. Tam banyodan çıkmıştı ki, kocası aradı telefonla. Doğum gününü kutluyor, gelemediği için özür üstüne özür diliyordu. Sonra da üstüne giyecek bir şeyler bulmak için gardroba yöneldi. Üstündeki bornozu çıkarıp yatağın üstüne bırakmıştı. Gardrop kapısındaki büyük boy aynasında kendini gördü. Çıplak vücudu hala hafifçe nemliydi. Kütür kütür, belki de biraz küçük sayılabilecek yusyuvarlak memeleri dim dikti. Beli incecik, kalçaları tam gerektiği kadar geniş, göbeği bir dansözünkü kadar çekici, bacakları alabildiğine uzun ve güzeldiler. Kasıklarında en ufak bir tüy bile yoktu. Tüm vücudu bir bebeğinki kadar yumuşaktı yani. Güzel olduğunu biliyordu Özge. Sonra aynaya sırtını dönüp arkadan görünüşüne de baktı. Şimdi vücudunun en güzel yerine, kıçına bakıyordu. Gerçekten de sik kaldırıcıydı kalçaları. Zaten sırf bu yüzden, şimdiye kadar tanıdığı tüm erkekler onu götünden sikmek için yanıp tutuşmuştu. O da vermişti hepsine. İnanılmaz derecede zevk alıyordu götünün sikilmesinden.
Gardrobu açıp giysilerine şöyle bir baktı. İnce birşeyler arıyordu. Hava da zaten çok sıcaktı. Sonunda, siyah penye giysisini aldı eline. Battal boy bir atlet fanilasına benziyordu bu. İncecik kumaşında, küçük beyaz benekler vardı. Çıplak vücuduna giysiyi geçirip, aynada yine kendine baktı. Kolları, omuzları, sırtının yarısı, göğsünün büyük kısmı ve memelerinin bir bölümü ortadaydı. Güzel ve şehvetli yüzünü çevreleyen sapsarı saçları, dalga dalga umuzlarına dökülüyordu. İncecik kumaş karnını ve kalçalarını sarıyor, eteği ise kasıklarından en fazla bir karış sonra bitiyordu. Acayip olmuştu doğrusu. En hoşu da, giysinin siyah rengi ile bembeyaz teninin yaratığı müthiş kontrasttı.
“Eğer Bülent burada olsaydı ve beni böyle görseydi, hemen yatırıp sikerdi,” diye düşündü.
Ama yoktu kocası işte.
Sonra salona geçip televizyonun karşısına, oturdu. Ayakları çıplaktı ama önemi de yoktu zaten. Nasıl olsa dışarı çıkmayacaktı. Öğlen olmuştu bu arada.
Saat 5′e kadar olaysız geçti. Diziler, kadın programları, bir yabancı film filan derken zaman akıp gitmişti işte. Sonra kapı çalındı. Hayret kim gelmişti ki acaba?
Yerinden kalkıp kapıya giti ve açtı. Hakkı amca ile burun buruna geldiler. Kayınpederinin asker arkadaşıydı Hakkı amca. Bülent’i çocukluğundan beri tanıyordu ve arasıra gelip giderdi onlara. Bu sefer yalnız da değildi üstelik. Yanında onunla aynı yaşlarda, yani 45 civarında gösteren bir arkadaşı vardı, elinde de büyük bir pasta kutusu.
“Doğum günün kutlu olsun bebek,” dedi Hakkı amca, “Bizi içeri davet etmiyor musun?”
Birden içine sevinç dolduğunu hissetti Özge. İşte biri gelmişti doğum günü için.
“Ne demek Hakkı Amca… Buyrun buyrun…”
Yol verip onları salona aldı Özge. Sonra karşılıklı durdular ve tanıştırma faslı başladı tabii.
“Bak bebek, bu benim arkadaşım İhsan. Senin kayınpederi de tanır. Buralardaydık bugün ve aklıma doğum günün geldi. Hıyar kocan Bülent de yok İstanbul’da biliyorum zaten. Bir şeyler alıp geldik yalnız kalmayasın dile.”
“Merhaba İhsan Amca,” dedi Özge adama, “Tarıştığımıza çok memnun oldum. Ayrıca Hakkı Amca, geldiğinize çok sevindiğimi de söylemem gerek…”
Adamlar 3 kişilik kanapeye oturdular, Özge de onların karşısındaki geniş tek koltuğa geçti. Sohbete başladılar. Sonra birden onlara bir şey ikram etmemiş olduğunu akletti. Kocasının geleceğini sandığı için, o gün açılmak üzere, onun sevdiği türden bir şişe pahalı viski almıştı önceden. Yerinden kalkıp viskiyi getirdi ve Hakkı Amca ile İhsan Amca’nın oturduğu kanapenin hemen önündeki sehpaya koydu. Sonra da gidip mutfaktan bardak, buz ve çerez getirdi. Şimdi olmuştu işte.
Bu arada Hakkı Amca da bardaklara viski doldurup buz atmış ve birini de Özge’nin eline tutturmuştu bile. İçki, özellikle de viski içtiğinde pek öyle sarhoş olmuyordu Özge ama, iyice azgınlaşıyordu her zaman. Ama şu anda bunu düşünüp de endişelenecek hali de yoktu doğrusu. En kötü ihtimalle, Hakkı Amca ile arkadaşı gittikten sonra yine parmaklarına başvuracaktı. Hoş zaten viski içmese de yapacaktı bunu ya.
Bir süre sonra alkolün etkisini hissetmeye başladığında, o ana kadar dikkat etmediği başka bir şeyin de farkına vardı. Misafirleri, yani Hakkı Amca ile arkadaşı İhsan Amca, biraz içine düşmüş gibiydiler. Bakışları yakıcı olmuştu sanki. Biraz siker gibi yani. Gerçi Hakkı Amca önceleri de zaman zaman böyle bakmıştı ona ama, fazla ciddiye almamıştı Özge. Ne var ki durum bu sefer biraz farklıydı. Bir kere siksizlikten kıvranıyordu, sonra bugün doğumgünüydü ve üstelik viski içiyordu. Kısacası, ne istersen vardı yani.
Anlaşılmaz bir şekilde hoşuna gitmişti böyle bakılmak. Göz ucuyla kendini şöyle bir kontrol edip, adamların ne gördüklerini anlamaya çalıştı. Offfff. Öyle bir oturmuştu ki, bacakları neredeyse kalçalarına kadar meydandaydılar. Kimbilir onlar nerelerine kadar görüyordu. Aslında belki de biraz daha dikkatli olması, kendine çeki düzen vermesi gerekiyordu ama, umurunda bile değildi. Seyredilmek çok hoşuna gidiyordu. Yerinde kımıldanıp, eteğinin biraz daha sıyrılmasını sağladı.
Artık; öncelikle İhsan amcanın gözleri başka yere bakamaz olmuş gibiydi. Adamın kapkara gözlerinin bacaklarını adeta okşadığını hissediyordu Özge. Ve bu giderek içindeki ateşin bülümesine, daha azgınlaşmasına neden oluyordu sanki. Bir süre sonra, durmadan bahaneler yaratıp, içariye, mutfağa gidip gelmeye başladı. Böylece kalkma bahanesiyle bacaklarını biraz daha aralıyor, sonra mutfağa yürürken eteğinin altında kıvır kıvır oynayan talçalarını onlara seyrettiyordu. Geri dörerken de, amcaların gözleri memelerine, giysinin incecik kumaşı altından tüm hatlarıyla belli olan ve attığı her adımda titreyip sallanan memelerine kitleniyordu.
Mutfağa üçüncü gidişinden sonra tam salona geri dönüyordu ki, İhsan Amca’nın sesini duydu:
“Oğlum bu ne biçim am böyle be..? İnan kendimi zor tutuyorum…”
“Şşşşşş…” dedi Hakkı Amca da, “Yavaş ol be oğlum, duyacak şimdi…”
Ondan böyle “am” diye sözedilmesi, aklını başından aldı Özge’nin. Am olduğunu çok iyi biliyordu kendi de zaten. Bunu başkalarına, istemese de hissettirdiğini de. Offff, amı birden deli gibi sulanmıştı işte. Geri dönerken, kalçalarını daha fazla kıvırdığını farketti. Otururken de, eteğinin iyice sıyrılmasına dikkat etti bu sefer. Bacakları iyice aralık oturuyordu artık.
Bir daha sefer mutfağa gittiğinde daha uzun kaldı içerde. Kapının hemen yanında durmuş, salondan gelebilecek sesleri duymaya çalışıyordu. Yine İhsan Amca’ydı konuşan:
“Lan bu manita beni deli edecek be… Her yerini gösteriyor, görmüyormusun sen de… Donu bile yok kıçında… Ne sikilir ama değil mi?”
“Bilmez miyim İhsan’cım. Başından beri kafayı yedirdiyor bana da. Aklımda hep onu yatırıp sikmek var ama, bir türlü denk gelmedi işte. Neyse, bugün kocası olacak *** yok buralarda. Ve bugün kurtulamıyacak elimden….”
“Sen o götü bırak şimdi. Buradaki götün güzelliğini farkında mısın, onu söyle bana Hakkı. Allah sanki sikilsin diye yaratmış…”
Bu sefer geri dönerken, buzdolabından yine kocasıyla kutlama yapmak için aldığı şampanya şişesini de getirdi. Yürürken amından suzan suların bacaklarının iç taraflarına doğru aktığını hissediyordu Özge. Yerine oturamadan Hakkı amca, tazelediği viski bardağını tutuşturdu eline. Üçüncü bardaktı bu ve artık pek yerinde duramaz olmuştu. Sürekli kıpır kıpırdı koltuğun üstüne. Durmadan bacak değiştiriyordu. Kalçalarının yarısı meydandaydı. Hatta zaman zaman amını gösteriyordu amcalara. Böyle yaptıkça da daha fazla azgınlaştığının farkındaydı ama, kendini tutamıyordu sanki. Onların siklerini kaldırdığının farkındaydı ve bu inanılmaz hoşuna gidiyordu.
Şampanya şişesini de, hemen yanındaki sehpaya koşmuştu ve gözlerini onladan alamıyordu bir türlü. Şişenin uzun ve kalın boynu tıpkı bir sik gibi görünüyordu gözüne. Kendini tutamadı ve sağ elini uzatıp şişenin boynunu kavramdı. Sonra onu yavaş yavaş, tıpkı bir siki okşar gibi okşamaya başladı. Amcalar da kıvranmaya başlamışlardı artık.
“Eh artık pastanın zamanı geldi bebek,” dedi birara Hakkı Amca, “Şimdi sen otur oturduğun yerde, biz İhsan Amca’nla her şeyi ayarlarız.”
Özge onların kalkıp, pasta kutusu ellerinde mutfağa gidişlerini seyretti. Bu iyi olmuştu işte. Biraz kendine gelebilecekti böylece. Yoksa içini öyle bir ateş basmıştı ki, dayanılır gibi değildi hani.
Beş dakika sürmedi adamların geri dönmeleri. Hakikaten mutfakta ne gerekiyorsa bulmuşlardı. Pastayı çıkarıp büyük bir tabağa koymuşlar, üstünün mumlarını bile dikmişlerdi. Küçük pasta tabakları ve çatallar da getirmişlerdi. Bu arada 3 şampanya bardağı ve buz kovası da vardı tabii. Getirip hepsinin masanın üstüne koydular. Mumları yaktılar ve Özge’yi oraya, aralarına çağırdılar.
Karmakarışık duygular içindeydi Özge. Kalkarmen şampanya şişesini de aldı. İkisinin arasına oturduğu andan itibaren başbaşka bir evreye girmişti iş. Artık hafifçe de olsa vücutları birbirine dokunuyordu. Bu nedenle de bayılacak gibi olduğunu hissediyordu. Öte yandan önünde doğum günü pastası vardı. Mumları yanıyor ve onun üfleyip söndürmesini bekliyordu. Öne eğilip tek üflemede hepsini söndürdü sonra. Kendisi de dahil olmak üzere hep birlikte alkışladılar o zaman. Sonra eline bıçağı alıp üç dilim testi ve tabaklara koydu Özge. Bu arada Hakkı Amca da şampanya şişesini onun elinden almış, açmakla meşguldü. Dönüp onu seyretmeye başladı. Gerçekten sik gibiydi şişenin boynu. Mantarı fırladığında bir miktar şampanya havaya fışkırdı, sonra da köpükler sızmaya başladı dışarı. Ohhh şimdi de belini getiren bir sike benzemişti. Özge nereye ve neye baksa sik görecek gibi hissediyordu kendini. Şişeyi Hakkı Amcanın elinden kaptı adeta ve ağzındarn sızan köpükleri büyük bir iştahla yalamaya başladı.
Tam bir sessizlik oluşmuştu şimdi. Amcaların çıtı çıkmıyordu. Ama Hakkı Amca uzanıp şişeyi aldı onun elinden. Halbuki o tam da şişenin boynunu ağzına almak üzeriydi. Buğulu gözlerle adamın bardaklar dolduruşunu seyretti. Alev alevdi içi.
Kadehleri tokuşturdular ve Hakkı Amca’nın isteği üzerine bir dikişte içtiler. Sonra İhsan Amca yeniden doldurdu kadehleri. Şimdi daha da sokulmuşlardı amcalar ona. İki taraftan vücuduna değiyorlardı ve bu kasıklarının alev alev yanmasına neden oluyordu. Hele Hakkı Amca daha çok sokulmuştu ona. Bir elini kanapenin arkasına atmış, yüzünü yanağına iyice yaklaştırmıştı. Adamın sıcak nefesini kulağında hissediyordu Özge. Yerinde duramıyordu. Tüm vücudu kıpır kıpırdı. Adeta kıvranıyordu iki erkeğin arasında. Sol memesi iyce dışarı çıkmıştı. Memesirir sertelişp düğme gibi olmuş başı görünüyordu. Eteği neredeyse beline kadar sıyrılmıştı.
“Doğum günün kutlu olsun bebek,” diye fısıldadığını duydu Hakkı Amca’nın.
Başını ona çevirdi. Şimdi yalnızca bir kaç santim vardı yüzlerinin arasında. Gözleri birbirinin içine dikiliydi. Offff, siker gibiydi adamın gözleri.
“Tanrım beni gözleriyle sikiyor…” diye düşündü Özge, “Ohhhhhh gözleriyle sikiyor beni…”
Tepeden tırnağa am kesilmişti adeta. Bu arada İhsan amca da öbür tarafından vücuduna adeta yapışmıştı. Onun sıcak nefesini boynunda, omuzunda hissediyordu. Ohhhh sikişmek istiyordu. Bu amcalara vermek istiyordu. Artık kendini tutamaz olmuştu.
“Offf ilik gibisin Özge,” dediğini duydu İhsan Amca’nın, “Manyak gibi bir şeysin. Adamın aklını başından alırsın sen…”
Artık kendini tutamıyordu. Ağzı elinde olmadan açıldı ve etli dudukları Hakkı Amcanın dudaklarına yapıştılar adeta. Adam değil o saldırmıştı. Ağzını alabildiğine açtı Hakkı Amca. Özge adamın dilini dudaklarıyla yakalayıp ağzının içine çekti ve emmeye başladı. Başı dönüyordu. Tıpkı bir siki emer gibi emiyordu Hakkı Amca’nın dilini. Emdikçe de daha çok azgınlaştığını, daha çok sikilmek istediğini farkediyordu. Sonra İhsan Amca’nın ateş gibi dudaklarını omuzunda hissetti. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi bir anda. Hakkı Amca’yı bırakıp ona döndü. Şehvetle çarpılmıştı adamın yüzü. Hırsla onun dudaklarına yapıştı bu sefer de. İçinin eridiğini hissediyordu.
Sonra eller memelerini mıncıklamaya başladı. Bir memesini Hakkı amca,bir memesini İhsan amca avuçlamış okşuyordu. İp kopmuştu artık. Dönülmez noktaya geldiğinin farkındaydı Özge.
İhsan amca soluklanmak için ağzını biraz uzaklaştırınca, hırsla Hakkı amcaya döndü yüzünü. Dudakları yeniden birleşti. Başı dönüyordu Özge’nin. Yine adamın dilini yakalamış, deli gibi emmeye başlamıştı. Ömründe ilk kez böyle bir şey oluyordu. İki erkek birden vardı yanında. İkisiyle de öpüşüp emişiyordu. İkisi de memelerini mıncıklıyordu. Çılgın bir şeydi bu. Birden müthiş bir şeyin daha farkına vardı sonra. Hakkı amca pantolonunun önünü çözmüş, sikini dışarı çıkarmıştı. Ohhh kocamandı siki. Kapkara, kıllı ve kocaman. Çok güzeldi.
Elini uzatıp onu sımsıkı kavradı Özge. Sonra başını çevirip İhsan amcaya baktı. Tanrım o da çıkarmıştı sikini dışarı. Sanki mümkünmüş gibi, onunki daha da büyüktü üstelik. Özge öbür eliyle de onu tuttu. Sonra da, ikisini birden sıvazlamaya okşamaya başladı. Uçmuştu sanki.
Tanrım ne kadar güzeldi amcaların sikleri. Taş gibi sert, kocaman ve alev alev sıcaktılar. Doğum gününde siksiz kaldığından yakınırken, bir anda iki siki birden olmuştu işte.Ohhhh! Gözü başka hiç bir şeyi görmüyordu artık. Biran önce onları içine istiyordu. İkisini birden üstelik. Onu böyle bir günde yalnız bırakan sevgili kocasını boynuzlamak istiyordu. İki amcanın siklerini içine alarak, onlara vererek, kendi evinin salonunda, doğumgününde sikişerek boynuzlamak istiyordu kocasını. Sik istiyordu, sikişmek istiyordu, kendini siktirmek istiyordu. Gözleri şehvetten kısılmış, ellerindeki sikleri hayranlıkla seyrediyordu. Ohhhh, amcaların siklerini seyrediyor, onları okşuyordu.
Hakkı amcanın sikinin kocaman başının tepesinde beyaz damlacıklar belirmeye başlamıştı. Bu ağzının sulanmasına neden oluyordu Özge’nin. Ama memelerini mıncık mıncık yoğuran ellerden de kopamıyor ve bu nedenle eğilip o aklını başından alan damlaları istediği gibi yalıyamıyordu. Sonra daha da müthiş bir şey oldu ve Hakkı amca elini indirip bacağının iç tarafını okşamaya başladı. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi Özge’nin. Bacakları alabildiğine aralandılar. Şimdi kendini tabak gibi açmıştı amcaların önünde. Vıcık vıcık sulanmış, şişmiş dudaklarını susamış bir ağız gibi açmış amını gösteriyordu onlara.
Artık sikilmesine az kaldığının farkındaydı Özge.
Tanrım, farkında olmak ne demek, bunu delicesine istiyordu. Ellerindeki amca siklerinin içine girmesini istiyordu.
“Ahhh sikin beni hadi..!” diye inledi birden. “Oh hadi sikin beni… İkiniz birden sikin beni…”
Hakkı Amca’nın parmakları bir anda amını buldu. Oturduğu yerde iyice kıvranmaya başlamasına neden oldu bu temas. Sonra yavaşça içine girdi parmak. Bu Özge’nin sarsıla sarsıla belini getirmesi için yetti de arttı bile.
Gözleri kararıyordu.
Sonra İhsan Amca’nın sesini duydu.
“Bu Bülent tıpkı babası gibi salak Hakkı. İnsan böyle tepeden tırnağa am olan bir fıstığı bırakıp gider mi be? Hadi mecbur oldu gitti diyelim, doğumgününde geri dönmez mi?”
“Bu ailenin erkekleri böyle işte he yapalım. Sen şikayet etmiyorsun değil mi İhsan?”
“Yok lan ne şikayeti? Manyak mısın nesin? Şu amın güzelliğine baksana. Şu bacaklara, hele şu göte bir baksana. Üstelik sik diye deliriyor…”
Onların aralarında böyle konuşmaları, Özge’nin, mümkünmüş gibi daha da çok tahrik olmasına yol açıyordu. Yine kıvranmaya başlamıştı iki amcanın arasında.
“Ohhh n’olur sikin beni…” diye yalvardı.
“Acele etme bebek…” dedi Hakkı Amca, “Sikileceksin… Hemde hiç sikilmediğin gibi sikileceksin… Ama acele yok… Yavaş yavaş… Tadını çıkara çıkara…”
Artık parmağı bir piston gibi girip çıkıyordu Özge’nin *****. Sonra İhsan Amca’nın eli de girdi devreye. Bacağının iç tarafını okşaya okşaya yukarı çıktı ve amını buldu. Ohhh şimdi iki parmak birden verdı amının dudakları arasında. Elleri ise hala amcaların sikleriyle doluydu. Ateş gibi yanan, taş kadar sert, kapkara, kıllı ve kocaman siklerle doluydu elleri.
Uçuyordu Özge.
Sonra zevkten buğulanmış gözleri İhsan amcanın aşağı kaydığını farketti. Çömelip bacaklarının arasına girdi ve iki eliyle onları daha da araladı adam. Hakkı amca da parmağını çekmişti şimdi amından. Bundan hiç hoşlanmamıştı ama, bir anda İhsan amcanın başı kasıklarına gömüldü. Beli bir yay gibi böküldü Ezge’nin. Sonra adamın dudakları amının susamış bir ağız gibi açılmış dudaklarına yapıştılar bir anda. Dili içine kaydı. Ve birden beli gelmeye başladı Özge’nin.
Kıvrana kıvrana belini getiriyordu.
Ama onun dinlenmesine izin vermedi amcalar. Yüzüne sürünen yakıcı sıcaklık, onu bir anda kendine getirdi. Hakkı amca kanapenin üstüne çıkmıştı. O kocaman sikini yüzüne sürüyordu. İştahla açtı ağzını Özge. Dili uzanıp o koaman kıllı sikin tepesindeki delikten sızan beyaz damlacıkları yalamaya başladı. Offf ne kadar güzeldi tadı.
Neredeyse aynı anda İhsan Amca’nın başparmağı, götünün deliğini okşamaya başladı. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi bu temasla. Amından bısan sularla vıcık vıcık kaygandı götü. Onun, adamın parmağının altında açılmaya başladığını hissediyordu Özge. Kalçaları delicesine çalkalanmaya başlamıştı artık. Götünü adamın parmağına bastıyordu. İçine girmesini istiyordu o kalın parmağın.
Birden bastırdı İhsan Amca. Yağ gibi kaydı içine parmağı. Aynı anda da, Hakkı Amca o kocaman sikini ağzına sokuverdi.
Tanrım, yine beli geliyordu. Offff hem de ne biçim geliyordu.
İhsan Amca’nın parmağını koparacak gibi sıkıştırmıştı götü. Dudakları ise Hakkı Amca’nın sikine vantuz gibi yapışmıştı. Beli bükülmüştü. Tüm vücudu sarsılıyordu.
Sonra Hakkı Amca ağzını sikmeye başladı. O kocaman sikini, deli gibi emen ağzına sokup çıkarıyordu artık. Tıpkı bir amı siker gibi sikiyordu ağzını. İhsan Amca ise hem amını yalamayı sürdürüyordu, hem de parmağını artık yeniden gevşeyip açılan götüne sokup çıkarmayı.
Ohhhh tanrım, çılgın bir şeydi bu.
Birlikte mahvediyordu amcalar onu. Birlikte sikeceklerdi. Bunu düşünmek bile kafasının içinde patlamalara neden oluyordu Özge’nin.
İhsan amcanın ağzı amından uzaklaştığında çildıracak gibi hisseti kendini. Eğer kendi ağzı Hakkı amcanın sikiyle dolu olmasa avaz avaz bağırır, onu mahveden dili geri isterdi. Ama birden İhsan Amca’nın konuşmaya başladığını duydu.
“Götün sik istiyor değil mi Özge?” diyordu adam. “Oh çok güzel götün… Yumuşacık… Daracık… Sik diye deliriyor… O salak kocan sikiyor mu hiç götünü ha? Söyle bakayım…”
Bu sözler beynini patlatıyordu Özge’nin. Ona böyle şeyler söylenmesinden her zaman çok zevk almıştı. Gerçekten de, İhsan Amca’nın tam söylediği durumdaydı o anda. Götü sik diye deliriyordu. Offfff deliriyordu.
“Oğlum Hakkı…” dedi bu sefer de İhsan Amca arkadaşına, “Nasıl bir *** biliyor musun? Çiçek gibi… Pembe…. Kıpır kıpır… İlk ben sikicem bu götü, ona göre…”
Bir daha geldi beli Özge’nin. Çırpınıyordu artık.
Ağzı tümüyle Hakkı amcanın insafına kalmış gibiydi. Sikini hırsla sokup çıkarıyordu adam. Geri çekilirken, o bir mantar gibi şişmiş başı dudaklarının dış kenarlarına kadar geliyor, sonra soktuğunda ise taşakları çenesine çaprıyordu. İhsan amca da yeniden başını kasıklarına gömmüştü ama artık amını değil götünü yalıyordu. Ohhhh giderek açılan götünü yalıyordu. Ateş gibiydi dili.
Sağ ayağını onun kasıklarına doğru götürdü Özge. Kısa bir süre öncesine kadar elinde olan, o okşamaya doyamadığı sike ulaşmaya çalışıyordu. Sonunda parmakları değdi, o alev alev yanan taş gibi sike. Bu temas tüm vücudunun kıvranmasına neden oldu Özge’nin. Sonra ayağını yumuşak hareketlerle oynatmaya, akyını başından olan o kocaman amca sikini yumuşacık parmaklarıyla okşamaya başladı. Bunun İhsan amcanın çok hoşuna gittiğini anlıyordu ama, mümkünmüş gibi onun daha çok hoşuna gidiyordu sanki. O kacaman, alev alev yanan ve taş gibi sikin parmaklarına temasını hissetmek bile uçurucuydu.
Sonra birden doğruldu İhsan amca. Hem götünün içine girip çıkan o usta dil, hem ayakparmaklarının altındaki kocaman sik uzaklaşmıştı şimdi. Böyle kalmaya dayanamıyordu Özge. Artık mutlaka sikilmek istiyordu. Mutlaka ve hemen.
İhsan amcanın ellerinin ayak bileklerini kavradığını ve bacaklardını yukarı kaldırdığını hissettiğinde rahatladı ama. On tanrım, sikecekti artık onu amca. Ağzını sikmekte olan Hakkı amca görüşünü engellediği için İhsan amcanın ne yaptığını göremiyordu gerçi ama, adamın bileklerini pençe gibi kavrayan ellerinin bacaklardını giderek daha yukarıya kaldırdığını ve iyice açtığını farkediyordu. Ohhh onu önünde tabak gibi açıyordu amca. İstediği gibi sikmek için hazırlıyordu onu.
Sonra o müthiş sikin başını götünün deliğinde hissetti. Tüm vücudu sarsılmaya başladı o anda. Götü açılıp kapanıyordu kendiliğinden, Yine beli geliyordu. Adam daha sokmadan tekrar belini getirmesine neden oluyordu işte. Durulmasını beklemekedn, tek bir harekette soktu sikini İhsan amca. Yalıyarak götünü öyle bir hale getirmişti ki, adeta yağ gibi kaydı o kocaman sik içine. Sikle dolu ve dudakları Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllara adeta yapışmış ağzından derin ve boğuk bir inleme çıktı. Dalga dalga kıvranıyordu şimdi. Yine beli geliyordu ve iki amcanın arasında adeta çırpınıyordu.
Biraz toparlanabildiğinde, kendini iki amcanın arasında, aynı anda hem götünden hem ağzından sikiliyor buldu Özge. Müthiş bir şeydi bu. Şimdiye kadar olabileceğini hep bildiği ama hiç yaşamadığı bir şeyi yaşıyordu. İkisi birden sikiyorlardı onu. İki sik girip çıkıyordu vücuduna.
Amcalar giderek daha hızlanan bir tempoyla sikiyorlardı onu. O kocaman kıllı sikler, birer piston gibi girip çıkıyordu ağzıyla götüne. Kendini zevkten delirecek gibi hissediyordu Özge. Dayanılmaz bir şeydi bu. Dayanılmaz güzel, dayanılmaz zevkli ve dayanılmaz uçurucu. Artık zaman kavramını yitirmeye başlamıştı. Ne kadardır sikilmekte olduğunun bile farkında değildi. Yalnızca sikiliyordu.
Sonra birden ağzındaki sik kasılmaya başladı. Beli geliyordu Hakkı amcanın. Atey kadar sıcak erkeklik sıvıları gırtlağının en dibine fışkırıyor, doğrudan midesine iniyordu. Beyni patlamıştı sanki. Birden götünün içinde bir bomba patlamış gibi oldu. İhsan amca da belini fışkırtmaya başlamış, sikini köküne kadar sokmuştu içine. Karnının içinde bir ateş topu vardı sanki. Gözleri karardı.
Yeniden çevresinde olup bitenleri kavrayabilicek hale geldiğinde, kendini yatak odasında, yatağın üstünde buldu. Bir tarafında Hakkı amca, öbür tarafında da İhsan amca oturuyordu. Onu buraya taşımıştılar anlaşıldığı kadarıyla. Birden adamların ikisinin de çırıl çıplak soyunmuş olduklarını garkederek kendine baktı. Onu da soymuşlardı amcalar. Kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde, iki amcayla birlikte çırıl çıplak bulunmak, birden çok uçurucu geldi ona. Adamların onu sikmeye doyamadıkları anlıyordu. O da doyamamış hessediyordu zaten kendini. Ama bir sonraki sikişin evlilik yatağında olacağını kavramak, sanki mümkünmüş gibi, daha da azdırmıştı Özge’yi.
Doğrulup oturdu o da. Gözleri, amcaların siklerinin hala kazık gibi olduğunu farkettiğinde, mutlulukla gülümsedi. Ellerini iki tarafa uzatıp, tıpkı ilk başta olduğu gibi, iki siki de kavradı ve okşamaya başladı.
“Yirne sikilmek istiyorsun değil mi Özge?” diye sordu Hakkı amca. “Anlıyorum ki, seni bir tek gün bile siksiz bırakmamak gerek…”
“Ahhh evet…” diye inledi Özge, “Yine sikilmek istiyorum Hakkı amca… Hep sikilmek istiyorum… Offf durmadan sikilmek istiyorum…”
“Kocan olacak o Bülent salağı seni yalnız bırakıyor ama…” dedi İhsan amca, “Öyle değil mi? Ne yapıyorsun peki?”
“Birşey yapamıyorum İhsan amca… Yani daha doğrusu şimdiye kadar bir şey yapamıyordum… Ama siz geldiniz işte… Geldiniz ve beni uçurdunuz… Ohhhh çok güzem siktiniz beni… N’olur bir dana sikin hadi… Bir daha n’olur… İkiniz birden yine…”
İhsan amca yatağın üstüne sırtüztü uzanıverdi birden. Siki bir direk gibi havaya dikiliydi.
“Gel o zaman üstüme Jzge…” dedi, “Hadi gel otur sikimin üstüne… Bu sefer amını istiyorum…”
Adeta panter gibi atladı adamın üstüne Özge. Dizlerini onun iki yanında yatağa dayayıp, dibindern kavradığı o kocaman kıllı sikin üstüne indirdi kasıklarını. Amının dudakları adamın sikine değdiği anda da, bırakıverdi kendini. Az önce götüne girip çıkan, onu zevkten adeta delirten, karnının içinde fışkıran sik, bir anda dibine kadar girdi *****.
“Ohhhhhh…” diye inledi, “Çok güzel sikin İhsan amca…”
Sonra Hakkı amcanın kalçalarını okşayan elini hissederek ürperdi. Adamın kıllı orta parmağı bir anda kalçalarının arasına girip götünün deliğini buldular. İhsan amcanın belleriyle vıcık vıcıktı götü. Hala açıktı. Ve yavaşça soktu parmağını Hakkı amca.
Birden beli gelmeye başladı Özge’nin. Müthiş bir şeydi bu.
“Ben de bu sefer götünü istiyorum Özge…” dedi Hakkı amca, “Seni ilk gördüğümden beri aklım hep götünde zaten…”
Özge, zevkten kısılmış gözlerle onun arkasına geçtiğini farketti. Tanrım, İhsan amcanın siki dibine kadar ***** gömülüyken, öbür amca da götüne sokacaktı. Bunu düşünmek bile, belinin yeniden gelmesine neden oldu.
Sonra Hakkı amcanın sikinin o alev alev yanan başını götünde hissetti. Nefesini tutup bekledi. Yavaş yavaş, ama hiç zorlanmadan içine kaymaya başladı sik. Ta ki, Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllar kalçalarına yapışana kadar.
Ve onu sikmeye başladılar amcalar. Biri amını, öbürü götünü sikiyordu. O kocaman ve kıllı amca sikleri, iki deliğine birden girip çıkıyordu.
“Ohhhh sikin beni…” diye bağırdı Özge, “Ohhh hadi sikin beni… Amımı götümü sikin… Ohhhh hadi… Ahhhhhhhhhh…”
Artık durmadan beli geliyordu. Çıplak vücudu amcaların arasına yine sıkışmış, zevkten dalfa dalga kıvranıyordu. Gözlerinde zevk şimşekleri çakıyordu. Şimdiye kadar hiç tadına varmadığı bir şeyi yaşıyordu. Aynı anda hem amından hem götünden sikiliyordu.
Hem de normalde kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde.
Hem de doğum gününde.
Uzun uzun siktiler onu amcalar. Bu sefer kolay gelmeyecekti belleri anlaşıldığı kadarıyla. Ama Özge kendini tutamıyordu. Ornu bulutların üstüne çıkaran zevk dalgalarından biri geçmeden öbürüne kaptırıyordu kendini. Siklerin içine girip çıkarken sürtündüğü yerlerdeki sinir uçlarından gelen küçük elektrik şokları beynini patlatıyordu adeta. Bir daha hiç inmemek üzere bulutların üstüne çıkmış gibiydi.
“Ohhh beynimi sikiyorsunuz sanki…” dedi çığlık çığlığa, “Beynimi sikiyorsunuz… Beni zevkten delirtiyorsunuz… Ohhhh çok güzel…”
İnleyip konuştukça amcalar daha da azıyordu tabii. Şimdi büyük bir hırsla sikiyormlardı Özge’yi. Amca sikleri içinde birbirine karışmış gibiydi sanki. Giriyor, çıkıyor, yine giriyorlardı.
Sonra birden ikisi birden fışkırtmaya başladılar. Bu sefer iki alev topu birden patlamıştı karnın içinde. Amcaların ikisi birden belini fışkırtıyordu içine. Bir çığlık kaçtı ağzından. Kocaman bir el onu kavrayıp boşluğa fırlatmış gibi oldu aniden. Yine gözleri karardı.
Tekrar kendine geldiğinde,. Üçü de yatağın üstünde, birbirlerine sarılmış yatıyorlardı. Mutlulukla gülümsedi Özge. Aklına sabahki kızgın hali gelmişti. Doğum gününde yalnız kalmanın sıkıntısı çökmüştü sabah içine. Ama hiç de öyle olmamıştı işte. Hem yalnız değildi, hem de müthiş bir hediye almıştı.
Daha güzel ne hediye edilebilirdi ki böyle bir günde zaten?
Ohhhh tanrım, çılgın bir şeydi bu.
Birlikte mahvediyordu amcalar onu. Birlikte sikeceklerdi. Bunu düşünmek bile kafasının içinde patlamalara neden oluyordu Özge’nin.
İhsan amcanın ağzı amından uzaklaştığında çildıracak gibi hisseti kendini. Eğer kendi ağzı Hakkı amcanın sikiyle dolu olmasa avaz avaz bağırır, onu mahveden dili geri isterdi. Ama birden İhsan Amca’nın konuşmaya başladığını duydu.
“Götün sik istiyor değil mi Özge?” diyordu adam. “Oh çok güzel götün… Yumuşacık… Daracık… Sik diye deliriyor… O salak kocan sikiyor mu hiç götünü ha? Söyle bakayım…”
Bu sözler beynini patlatıyordu Özge’nin. Ona böyle şeyler söylenmesinden her zaman çok zevk almıştı. Gerçekten de, İhsan Amca’nın tam söylediği durumdaydı o anda. Götü sik diye deliriyordu. Offfff deliriyordu.
“Oğlum Hakkı…” dedi bu sefer de İhsan Amca arkadaşına, “Nasıl bir *** biliyor musun? Çiçek gibi… Pembe…. Kıpır kıpır… İlk ben sikicem bu götü, ona göre…”
Bir daha geldi beli Özge’nin. Çırpınıyordu artık.
Ağzı tümüyle Hakkı amcanın insafına kalmış gibiydi. Sikini hırsla sokup çıkarıyordu adam. Geri çekilirken, o bir mantar gibi şişmiş başı dudaklarının dış kenarlarına kadar geliyor, sonra soktuğunda ise taşakları çenesine çaprıyordu. İhsan amca da yeniden başını kasıklarına gömmüştü ama artık amını değil götünü yalıyordu. Ohhhh giderek açılan götünü yalıyordu. Ateş gibiydi dili.
Sağ ayağını onun kasıklarına doğru götürdü Özge. Kısa bir süre öncesine kadar elinde olan, o okşamaya doyamadığı sike ulaşmaya çalışıyordu. Sonunda parmakları değdi, o alev alev yanan taş gibi sike. Bu temas tüm vücudunun kıvranmasına neden oldu Özge’nin. Sonra ayağını yumuşak hareketlerle oynatmaya, akyını başından olan o kocaman amca sikini yumuşacık parmaklarıyla okşamaya başladı. Bunun İhsan amcanın çok hoşuna gittiğini anlıyordu ama, mümkünmüş gibi onun daha çok hoşuna gidiyordu sanki. O kacaman, alev alev yanan ve taş gibi sikin parmaklarına temasını hissetmek bile uçurucuydu.
Sonra birden doğruldu İhsan amca. Hem götünün içine girip çıkan o usta dil, hem ayakparmaklarının altındaki kocaman sik uzaklaşmıştı şimdi. Böyle kalmaya dayanamıyordu Özge. Artık mutlaka sikilmek istiyordu. Mutlaka ve hemen.
İhsan amcanın ellerinin ayak bileklerini kavradığını ve bacaklardını yukarı kaldırdığını hissettiğinde rahatladı ama. On tanrım, sikecekti artık onu amca. Ağzını sikmekte olan Hakkı amca görüşünü engellediği için İhsan amcanın ne yaptığını göremiyordu gerçi ama, adamın bileklerini pençe gibi kavrayan ellerinin bacaklardını giderek daha yukarıya kaldırdığını ve iyice açtığını farkediyordu. Ohhh onu önünde tabak gibi açıyordu amca. İstediği gibi sikmek için hazırlıyordu onu.
Sonra o müthiş sikin başını götünün deliğinde hissetti. Tüm vücudu sarsılmaya başladı o anda. Götü açılıp kapanıyordu kendiliğinden, Yine beli geliyordu. Adam daha sokmadan tekrar belini getirmesine neden oluyordu işte. Durulmasını beklemekedn, tek bir harekette soktu sikini İhsan amca. Yalıyarak götünü öyle bir hale getirmişti ki, adeta yağ gibi kaydı o kocaman sik içine. Sikle dolu ve dudakları Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllara adeta yapışmış ağzından derin ve boğuk bir inleme çıktı. Dalga dalga kıvranıyordu şimdi. Yine beli geliyordu ve iki amcanın arasında adeta çırpınıyordu.
Biraz toparlanabildiğinde, kendini iki amcanın arasında, aynı anda hem götünden hem ağzından sikiliyor buldu Özge. Müthiş bir şeydi bu. Şimdiye kadar olabileceğini hep bildiği ama hiç yaşamadığı bir şeyi yaşıyordu. İkisi birden sikiyorlardı onu. İki sik girip çıkıyordu vücuduna.
Amcalar giderek daha hızlanan bir tempoyla sikiyorlardı onu. O kocaman kıllı sikler, birer piston gibi girip çıkıyordu ağzıyla götüne. Kendini zevkten delirecek gibi hissediyordu Özge. Dayanılmaz bir şeydi bu. Dayanılmaz güzel, dayanılmaz zevkli ve dayanılmaz uçurucu. Artık zaman kavramını yitirmeye başlamıştı. Ne kadardır sikilmekte olduğunun bile farkında değildi. Yalnızca sikiliyordu.
Sonra birden ağzındaki sik kasılmaya başladı. Beli geliyordu Hakkı amcanın. Atey kadar sıcak erkeklik sıvıları gırtlağının en dibine fışkırıyor, doğrudan midesine iniyordu. Beyni patlamıştı sanki. Birden götünün içinde bir bomba patlamış gibi oldu. İhsan amca da belini fışkırtmaya başlamış, sikini köküne kadar sokmuştu içine. Karnının içinde bir ateş topu vardı sanki. Gözleri karardı.
Yeniden çevresinde olup bitenleri kavrayabilicek hale geldiğinde, kendini yatak odasında, yatağın üstünde buldu. Bir tarafında Hakkı amca, öbür tarafında da İhsan amca oturuyordu. Onu buraya taşımıştılar anlaşıldığı kadarıyla. Birden adamların ikisinin de çırıl çıplak soyunmuş olduklarını garkederek kendine baktı. Onu da soymuşlardı amcalar. Kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde, iki amcayla birlikte çırıl çıplak bulunmak, birden çok uçurucu geldi ona. Adamların onu sikmeye doyamadıkları anlıyordu. O da doyamamış hessediyordu zaten kendini. Ama bir sonraki sikişin evlilik yatağında olacağını kavramak, sanki mümkünmüş gibi, daha da azdırmıştı Özge’yi.
Doğrulup oturdu o da. Gözleri, amcaların siklerinin hala kazık gibi olduğunu farkettiğinde, mutlulukla gülümsedi. Ellerini iki tarafa uzatıp, tıpkı ilk başta olduğu gibi, iki siki de kavradı ve okşamaya başladı.
“Yirne sikilmek istiyorsun değil mi Özge?” diye sordu Hakkı amca. “Anlıyorum ki, seni bir tek gün bile siksiz bırakmamak gerek…”
“Ahhh evet…” diye inledi Özge, “Yine sikilmek istiyorum Hakkı amca… Hep sikilmek istiyorum… Offf durmadan sikilmek istiyorum…”
“Kocan olacak o Bülent salağı seni yalnız bırakıyor ama…” dedi İhsan amca, “Öyle değil mi? Ne yapıyorsun peki?”
“Birşey yapamıyorum İhsan amca… Yani daha doğrusu şimdiye kadar bir şey yapamıyordum… Ama siz geldiniz işte… Geldiniz ve beni uçurdunuz… Ohhhh çok güzem siktiniz beni… N’olur bir dana sikin hadi… Bir daha n’olur… İkiniz birden yine…”
İhsan amca yatağın üstüne sırtüztü uzanıverdi birden. Siki bir direk gibi havaya dikiliydi.
“Gel o zaman üstüme Jzge…” dedi, “Hadi gel otur sikimin üstüne… Bu sefer amını istiyorum…”
Adeta panter gibi atladı adamın üstüne Özge. Dizlerini onun iki yanında yatağa dayayıp, dibindern kavradığı o kocaman kıllı sikin üstüne indirdi kasıklarını. Amının dudakları adamın sikine değdiği anda da, bırakıverdi kendini. Az önce götüne girip çıkan, onu zevkten adeta delirten, karnının içinde fışkıran sik, bir anda dibine kadar girdi *****.
“Ohhhhhh…” diye inledi, “Çok güzel sikin İhsan amca…”
Sonra Hakkı amcanın kalçalarını okşayan elini hissederek ürperdi. Adamın kıllı orta parmağı bir anda kalçalarının arasına girip götünün deliğini buldular. İhsan amcanın belleriyle vıcık vıcıktı götü. Hala açıktı. Ve yavaşça soktu parmağını Hakkı amca.
Birden beli gelmeye başladı Özge’nin. Müthiş bir şeydi bu.
“Ben de bu sefer götünü istiyorum Özge…” dedi Hakkı amca, “Seni ilk gördüğümden beri aklım hep götünde zaten…”
Özge, zevkten kısılmış gözlerle onun arkasına geçtiğini farketti. Tanrım, İhsan amcanın siki dibine kadar ***** gömülüyken, öbür amca da götüne sokacaktı. Bunu düşünmek bile, belinin yeniden gelmesine neden oldu.
Sonra Hakkı amcanın sikinin o alev alev yanan başını götünde hissetti. Nefesini tutup bekledi. Yavaş yavaş, ama hiç zorlanmadan içine kaymaya başladı sik. Ta ki, Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllar kalçalarına yapışana kadar.
Ve onu sikmeye başladılar amcalar. Biri amını, öbürü götünü sikiyordu. O kocaman ve kıllı amca sikleri, iki deliğine birden girip çıkıyordu.
“Ohhhh sikin beni…” diye bağırdı Özge, “Ohhh hadi sikin beni… Amımı götümü sikin… Ohhhh hadi… Ahhhhhhhhhh…”
Artık durmadan beli geliyordu. Çıplak vücudu amcaların arasına yine sıkışmış, zevkten dalfa dalga kıvranıyordu. Gözlerinde zevk şimşekleri çakıyordu. Şimdiye kadar hiç tadına varmadığı bir şeyi yaşıyordu. Aynı anda hem amından hem götünden sikiliyordu.
Hem de normalde kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde.
Hem de doğum gününde.
Uzun uzun siktiler onu amcalar. Bu sefer kolay gelmeyecekti belleri anlaşıldığı kadarıyla. Ama Özge kendini tutamıyordu. Ornu bulutların üstüne çıkaran zevk dalgalarından biri geçmeden öbürüne kaptırıyordu kendini. Siklerin içine girip çıkarken sürtündüğü yerlerdeki sinir uçlarından gelen küçük elektrik şokları beynini patlatıyordu adeta. Bir daha hiç inmemek üzere bulutların üstüne çıkmış gibiydi.
“Ohhh beynimi sikiyorsunuz sanki…” dedi çığlık çığlığa, “Beynimi sikiyorsunuz… Beni zevkten delirtiyorsunuz… Ohhhh çok güzel…”
İnleyip konuştukça amcalar daha da azıyordu tabii. Şimdi büyük bir hırsla sikiyormlardı Özge’yi. Amca sikleri içinde birbirine karışmış gibiydi sanki. Giriyor, çıkıyor, yine giriyorlardı.
Sonra birden ikisi birden fışkırtmaya başladılar. Bu sefer iki alev topu birden patlamıştı karnın içinde. Amcaların ikisi birden belini fışkırtıyordu içine. Bir çığlık kaçtı ağzından. Kocaman bir el onu kavrayıp boşluğa fırlatmış gibi oldu aniden. Yine gözleri karardı.
Tekrar kendine geldiğinde,. Üçü de yatağın üstünde, birbirlerine sarılmış yatıyorlardı. Mutlulukla gülümsedi Özge. Aklına sabahki kızgın hali gelmişti. Doğum gününde yalnız kalmanın sıkıntısı çökmüştü sabah içine. Ama hiç de öyle olmamıştı işte. Hem yalnız değildi, hem de müthiş bir hediye almıştı.
Daha güzel ne hediye edilebilirdi ki böyle bir günde zaten?
evli bi kadın tatilde yalnız napar
21 Aralık 2009 Yazan Efsane
Kategori Romantik hikayeler
Beni okuyan herkese tekrar selamlar.Anılarımı sizinle paylaşmaya devam ediyorum.
geçen anımda bahsettiğim gibi anlatacaklarım tamamen gerçek burda bi çok erotik hikaye okudum ama maalesef birçoğu hayal ürünü uydurma ve okuyanları gerçeğe dayanmadan tahrik etmeye yönelik hikayeler yani suni.Oysa öneml olan gerçeği anlatmak paylaşmak uydurmak değil.Bu da benim naçizane kısacık bi sitemim olsun
.
Bir önceki anımı okyanlar hatırlıcaktır kocamın yeğenlerine şov başlıklı anımda,sadece teşhircilik yanımı göstermiş eşimin akrabaları oldukları ve eşimi zor durumda bırakmamak adına ileri gitmemiştim zaten gidemezdim doğruda olmazdı.Ancak hınzır bir kadınım ve biçok yaramazlıklarım var ve bu huyumdan asla hoşnutsuz değilim.Fiziki ve psikolojik özelliklerim üzerinde fazla durmıcam okuyanlar az çok hatırlamış ve çözmüştür.
yinede kısaca bahsedersek 35 yaşında evli ve çocuklu 15 yıllık evli bir kadınım,seks tecrübesi konusunda hatırı sayılır bi geçmişe sahibim,gerek kocamla,gerek sevgililerimle.
İki sene önce eyül ayının ortalarından sonra çalıştığım şirketten 1 haftalığına izin aldım,bu arada bi şirketin üst düzeyin bir alt kademesi diye nitelendirebileceğim bir pozisyonda şeflik yapmaktayım.Okullar yeni açılmış çocuk okula başlamış, ancak eşime ve annemlere şirketin 1 haftalığına beni Ankara ya iş le ilgili görevlendirmek üzere yolladığı bahanesini uydurmuş eşimle çocuğumu onlara emanet ederek tek başıma Bodrum a taile gitmeye karar vermiştim.Çok bunaldığım bir dönemdi, hem yalnız kalmak,hem kafa dinlemek hemde uygun fırsatlar çıkarsada gönül eğlendirmek istiyordum.Öyle ya bu ülkede sadece erkeklermi kaçamak yapıp gönül eğlendirecek.
Tabii bavulumu hazırlarken eşim şüphelenmesin diye sadece gündelik ve iş yerinde giydiğim kıyafetlerimi aldım evdeki bikinilerimi,havlumu,güneş yağlarını koymadım.Bodruma gittiğimde oradan yeni bişeyler almaya karar verdim.Gece 12 otobüsüne bilet almıştım sabah otele vardığımda,duşumu alıp,kahvaltımı edip çarşıya alışverişe gittim.Güzel, ipli, gri zeminli, kırmızı ince çizgili oldukça küçük bir bikini,bir plaj havlusu vede güneş kremleri ve yağları alıp otele döndüm.Havuza inip güneşlenmeye indim.Okullar açıldığı için yerli turist hemen hiç yoktu ve kaldığımız otel daha çok fransızlar ağırlıkta olmak üzere ingilizler,ruslar ve az sayıda iran lı turistlerden oluşuyordu.Bilmeyenler için hemen söyliyim İran lı bayan tursitlerin batılı bayan turistlerden daha açık,daha baskıcı tutumdan kurtulmanın verdiği psikoloji yüzünden uç olduklarını belirtiyim.Neyse ilk gün havuzda bir güzel güneşlenip kitap okuyup mp3 çalarımla müzik dinleyip bir güzel güneşin ve havuzun tadını çıkardım.Etrafımdaki turist bayanların yüzde 90 ı üstsüz güneşleniyor,iranlıların yüzde yüzü
.Benimde canım istiyor ancak çalışan garsonların benim türk olduğumu bilmeleri aslında hiç çekingen ve utangaç olmayan beni nedensiz şekilde utangaç olmaya itiyordu hala anlamış değilim.İkinci gün yine havuzda manzara aynı ama ben ben olmaya başlayıp aman boşver deyip bikinimin üstünü fora ettim.Hemen sağ yanımdaki şezlongta yine üstsüz 3 iranlı bayan turist ve bir erkek,sol yanımdaki şezlongta ingiliz bir çift,bende ortalarında derken garsondan bir ice tea istedim,içkimi getiren konuşkan genç garson beni üstsüz görünce(göğüslerim iridir bu arada) -abla dün kendini kasmıştın bugün daha rahatsın lütfen bizlerden rahatsız olmayın evinizde gibi hissedin-dedi ve içkimi bırakıp uzaklaştı.O an kendimi o kadar özgür ve rahat hissettimki anlatamam.Biraz kitap okuyup,güneşlenip havuz başındaki bara gittim.Bir barmen ve 4 garson havuz başında hizmet veriyorlar.Bar taburesine üstsüz şekilde oturup bira ısmarladım ve barmenle muhabbete başladık,bu arada diğer garsonlar siparişler için bara geldiklerinde kısa kısa onlarlada laflaşıp konuşuyoduk.Bar tabureleri yüksek ve tezgahta yüksek olduğu için yaslandığımda resmen memelerim tezgahın üzerinde duruyordu ve barmenin gözü sürekli göğüslerimdeydi.İsmen birbirimizle tanıştıktan sonra (çocuğun adı Abdullah’tı ama Apo diyorduk) bana -Alev hanım sık sık gözlerim göğüslerinize takılıyo,umarım rahatsız olmazsınız ama iri göğüslerin bir kadına bukadar yakışacağınıda söylemelyim-deyince bende-açık olan bişeye erkeğin bakmasından daha doğal ne olabilir elbette bakıcaksın bundan rahatsız olsam zaten bu vaziyette gelip burda oturmam sıkma canını-dedim.Biraz daha muhabbetten sonra ikici biramı içip tekrar şezlonguma dönüp güneşlenmeye havuza girmeye devam ettikten sonra,otelin kendine ait olan plajına inip denize girdim,çıkıp birazda kumlarda güneşlenirken barmen apo yanıma gelip -Alev hanım isterseniz otelimizin fitnes,bilardo,masaj ve sauna bölümleride var onlardanda yararlanabilirsiniz bunu hatırlatmayı unuttum- deyince,-aa masaj iyi olurdu bak fena fikir değil-dedim.Bana- masaj salonunda görevli iki masör arkadaşımız var hangisi müsaitse faydalanabilirsiniz-dedi.Masaj salonu otelin bodrum katındaydı,mecburen otelin içinden alt kata iniliyordu bu yüzden bikinimin üzerini giyip otelin içine girip alt kata indim.Bir kapıda Massage saloon yazıyordu.Kapıyı açmaya çalıştığımda kilitli olduğunu gördüm tam geri dönüp gidicekken kilit açılma sesiyle geri döndüm.Kapıda uzun boylu spor altletli kaslı yakışıklı esmer bir genç buyrun deyince masaj için geldim dedim.-Aa merhaba türksüzünüz buyrun-dedi.içeri girdiğimde yan yana iki masaj yatağı ortalarında bir perde vardı ben – müsaitmisiniz-diye sorunca – buyrun müsaitim-dedi.-Lütfen buyrun yüzüstü uzanın ve rahatınıza bakın-deyince bende yüzükoyun masaj yatağına yattım.Yalnız yan tarafta perdenin diğer kısmından resmen sevişme sesleri geliyordu.Kadının konuşmalarından İranlılardan biri olduğunu anladım.Adının Ercan olduğunu söyleyen masör -eğer rahatsız olduysanız oda numaranızı söyleyin sizi çağırayım,daha sonrada gelebilirsiniz-dedi.Bende içimdeki yaramaz kız,hınızr kız durumum hortlayıp -hayır gerek yokisteyen istediğini yapsın sorun değil ben masajımı yaptırıcam-dedim.Ercan bana -peki nasıl olsun bikinileriniz üzerinizdemi yoksa üzerinize havlu örtüp üzerinizdekini çıkarmak istermisiniz-dedi.Yandaki sevişme sesleri heyecanımı iyice attırmıştı -evet üzerimi çıkarmak istiyorum-dedim.Ercan arkasını döndü ben üzerimdeki iki parça kumaş parçasını çıkarırken o yine odanın kapısını kilitliyordu.Ben yüzükoyun uzanmış belimin üzerine bana verilen havluyu örtmüştüm.Masör bana eğilip- lütfen kapı kilitlememi yanlış anlamayın malum yan taraftaki olay yüzünden bunu yapmak zorundayız,bazen müşterilerimiz yalnızca masaj yaptırmak istemeyebiliyor-dedi.Bende -anladım sorun değil-diye karşılık verdim.Ercan masaj yağlarını yavaş yavaş boynumda,ensemde,omuzlarımda,sırtımdan belime ve kalçalarımın üst kısmına doğru sürüp,ovmaya başladı.Aramızdaki perdenin mesafesi 30 cm kadardı.Sesler kesilmeden devam ediyor yalnız bu sefer kesik kesik erkek inlemeleri geliyordu ve ben iyice ıslanmıştım.Merak ediyordum oradaki sahneyi.Başımı çevirip Ercana bakıp fısıltıyla perdeyi aralayıp bakabilirmiyim diye sordum.Gülümseyerek başıyla olur işareti yaptı.Perdeyi hafif aralayınca tahmin ettiğim gibi tipinden iranlı olduğu herhalinden belli esmer tenli siyah uzun saçlı çok güzel incecik bi vücuda sahip çırılçıplak bir kadın çömelmiş ayakta duran adını daha sonra öğrendiğim diğer masör Emre nin muhteşem güzellikte,iri,kalın,damarlı,sağlıklı organını yalarken gördüm.Her ikiside durumu farketti kadın durup gülümsedi ve göz kırptı,işine devam etti
.Emre hiç istifini bozmadan,Ercan la konuşmamızı duyduğu için Türk olduğumu bilerek -hoşgeldiniz hanımefendi-deyince bende gülerek -hoşbulduk kolay gelsin,özür dilerim merak ettimde o yüzden baktım,sakıncası yoksa izlemek istiyorum-dedim.Emre -elbette sizin için sakıncası yoksa benim için sorun değil-dedi.Ercan bu arada masaja devam ediyor yabancı bir erkeğin tenime dokunuşları izlediğim canlı porno manzara ben iyice delirtiyordu.Kadınlığım tamamen sulanmış vıcık vıcık olmuş çok kısık bi sesle inlemeye bile başlamıştım.Bu arada iranlı saksoyu bitirip ayağa kalkıp masaya doğru ellerini koyup ayakta domalmış Emrede o güzelim organını kadının ***** sokmuş yavaş ritimle sikmeye başlamışken bir eliyle perdeyi iyice açıp Ercanında görmesini sağlamıştı.Ercan kulağıma eğilip -hanımefendi sadece sırt ve omuz masajımı olsun yoksa komplemi-deyince -bende komple olsun-dedim.-o halde havluyu kaldırmam gerekiyor müsade varmı-dedi bende -var-dedim.Şimdi Ercan yağları kalçalarıma,bacaklarıma,uyluklarıma,ayak bileklerime kadar sürüp ovmaya başladı.Acayip bi şekilde azmıştım karşımda kadının iniltileri,emrenin kısık kısık hırıltıları bir gözlede bana bakıyordu,benim iyice tahrik olduğumu,meraklı meraklı izlediğimi görüp Ercana -moruk bu kadın kısrak gibi tam bi azgın,bi dahakine sen sik tavsiye ederim-deyince hepimiz güldük tabi kadın bişey anlamıyor sikilmesine bakıyordu
Çok geçmeden Emre boşalacağını anlayıp sikini kadının amından çıkarıp diz çöktürdü ve ağzına verip boşalmaya başladı.Çok fena olmuştum artık.Ercan bana bu sefer sırtı üstü dönmemi söyledi ve masaj yağlarını tüm vucuduma sürmeye başladı boynumdan göğüslerime oradan göbeğime oradan kasıklarıma,derken amımı atlayıp bacaklarımdan bileklerime kadar sürdü.Ben -ercan amımı niye atladın orayada masaj istiyorum-deyince orayada sürüp klitorisimi okşamaya başladı derken bir parmağını sonrada iki parmağını amıma sokunca,artık tamamen koyvermiş inlemeye başlamıştım.Bu arada iranlı kadın giyinmiş bana gülümseyerek dışarı çıkmış,emrede o çıktıktan sonra kapıyı tekrar kilitlemişti.Ercan -hanımefendi böyle güzelmi devam edeyimmi?-diye sorduğunda ben -evet güzel ama şartlar eşit olsun seninde çıplak olmanı istiyorum-dedim.Emre yanımızdaki masada giyinmemiş çıplak bi vaziyette masaj masasına dayanmış bizi izliyordu.Ercan hemen üzerindeki atleti ve şortunu çıkardı,tamamen çıplaktı ve aleti kalkmış(çok büyük değildi,15-16 cm sanki ama yukaru doğru kıvrık enteresan bi sikti) o vaziyette amımı parmaklamaya devam ediyordu.Ben zevkten inlerken diğer masör emre yle sohbet ediyorduk,evli olduğumu,yaşımı sormuş ve bana -sen tam bi maturesin,yani olgun,tecrübeli ve oldukça dolgun tam türk tipinde çekici vücut hatlarına sahipsin, özellikle göğüslerine bittim-dedi.Artık fena durumdaydım ve nolursa olsun artık deyip -bende senin organına-dedim.Henüz boşalmıştı kadına ve aleti inikti ercan bi yandan bana masaj yapıp amımı parmaklarken emre yanıma yaklaştı ve sikini ağzıma verdi.Süper bi duyguydu.Harika bi organdı dolgun,damarlı,iri bişey.Ağzıma aldım kocaman bi kafası vardı boydan boya yalamaya,taşaklarına kadar tatmaya başlamışken,diğer masör ercan parmaklarını çıkarmış kafasını bacaklarımın arasına gömmüş beni yalamaya başlamıştı resmen uçuyordum,manyak bi zevkti kocamdan başka yabancı iki erkekle sevişiyordum.Emre nin siki yine kalkmış ve o haşmetli kocaman haline bürünmüştü.Ercanda sikini amıma sokmuş vıcık vıcık olan amımı hoyratça,sertçe sikmeye başlamıştı.Bu arada ben emre ye saksoya yapmaya devam ederken bana -sen tam bi kaşarsın,acayip bişisin,sikilmeye doyamıcaksın-deyince bende o,şehvetle -
doyasıya sikin beni,istediğinizi yapın bana-deyince yer değiştirdiler bu sefer emre beni sikiyor ercanda ağzıma veriyordu.Bu arada emre beni sikerken bir yandanda masaj yağlarıyla zaten alışkın olan arka deliğimi parmaklarıyla genişletiyordu,resmen zevkten uçuyordum.Bi süre sonra ayağa kaltım ve ercanı masaya yatırıp sikinin üzerine analdan oturup sırtımıda onun yüzüne dayayıp bacaklarımı havaya kaldırıp iki yana açarak,o koca yaraklı emrenin amıma girmesini sağladım.Şimdi beni tost etmişler ikiside hem önümde hemde arkamda gidip gelmeye başlamışlardı.Size analatamam yaşadığım hazzı korkunç bişeydi,kendi açımdan söylüyorum kocasından başka yabancı erkeklerle aynı anda sikişmek heleki benim gibi sekse düşkün bir kadın için bulunmaz bi heyecandı.Çok geçmeden boşalmaya başlayacaklarını hissedince aralarından çıktım ve yere çömelip tıplkı porno filmlerdeki gibi ikisininde yüzüme,gözüme,ağzıma boşalmasını ve spermlerini yutmaya,onları doyasıya içmeye başladım.Sonra birer sigara yaktık emre bana -evli ve olgun kadınları sikmeyi herzaman sevmişimdir ama seni sikmek çok zevkliydi,sen tam bi or.pusun-deyince diğeri -yavrum sana doyamadık canın sıkılırsa haber ver bak gör sana daha neler yaparız-dediler.Ben sadece gülüyor sigaramı içiyordum.Sonra ordaki lavaboda yüzümü,ağzımı yıkadım,bikinilerimi tekrar giyindim her ikisinide dudaklarında ateşli bi şekilde öptükten sonra -çocuklar benim içinde zevkliydi ancak evli or.punuz sizin tadınıza baktı sıra başkalarında kendinize iyi bakın-dedikten sonra kapıyı açıp çıktım.
Bu tatilimde ikinci günümdü,kocamdan ayrı hesapta iş gezisinde olan ben kalan 5 günlük tatilimde daha bi çok erkeğin tadına bakacaktım.
şimdilik benden bu kadar,umarım beğenirsiniz,kendinize iyi bakın sevgiyle kalın
Çanakkale’den Bir Hikaye
02 Aralık 2009 Yazan admin
Kategori Asker hikayeleri, Dostluk hikayeleri
Kocadere köyünde büyük bi sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı , kimi Bosnalı , Kimi Adıyamanlı, Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda yaralı
getiriliyor…
Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır.Zor
nefes alıp vermektedir.Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için
komutanının elbisesine yapışır.Nefes alıp
vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.
“Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım…Arkadaşıma
ulaştırın…”
Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur:
“Ben…Ben köylüm Lapseki’li İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç
aldıydım…Kendisini göremedim.Belki ölürüm.Ölürsem söyleyin hakkını helal
etsin”
“Sen merak
etme evladım” der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle
okşar.
Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözüde
“söyleyin hakkını helal etsin” olur…
Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor. Bunlardan
çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden
çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine
bir pusula.Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır.Pusulayı
açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır,
ne titremesine nede göz yaşlarına engel olamaz…
>PUSULADAKİ NOT:
“Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni
göremedi.Biraz sonra taarruza kalkacağız.Belki ben
dönemem.Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.”
Britney Spears, Britney Spears resimleri, Britney Spears frikik
15 Kasım 2009 Yazan admin
Kategori Dramatik hikayeler, RastGele
en en en korkunç hikaye damarların doncak +18 oku
21 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Korku hikayeleri
Merhaba bu hikaye tamamen gerçektir ve kesinlikle özenti değildir.Eskiden bir mezarlık varmış çok eskiymiş ve bir adam ama zengin bir adam bu mezarlığın üstüne apartman yapmıştır eve oturmaya gelenler olmuş.Ama her gece apartmanın bodrumundan çok korkunç sesler gelirmiş.En sonunda bir genç bunu merak etmiş ve bodruma inmiş bir şey görmemiş geri dönerken bodrum kapısı şiddetli bir şekilde kapanır.Çocuk çok korkar ve birden birsürü izsan görür.Bunlar mezarlıktaki ölmüş insanlardır.Ve ölmüş insanlar ona başından geçenleri anlatır ruhumuz çok acı çekiyor çocuk olayı anlar apartmanı yapana söyler tabiikide inanmaz.Çocuk olmadığını ruhlara söyler bunu duyan ruhlar çok sinirlenir ve o çocuğun kafasını kopartıp asarlar başsız bedenide bir kağıt bırakırlar bu kağıtta siz bize rahat vermediniz cezanızı çekin yazar en sonunda apartmanı yapan adam anlar ve apartmanı yıkıp mezarlığı bırakır.Ama ilerde bu mezarlıkta o çocuğun kesik başı görülmüş.
kötü cadı ile prenses
21 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Kısa hikayeleri
Bir varmıs bir yokmuş çok uzak ülkelerde bir prenses yasarmış.Prenses bir gün aşık olmuş,aşkından hasta olmuş kral bin bir doktorlar çagırmış ama hiç bir doktor çare bulamamış.En sonunda bir doktor gelip kral a kızınız aşık demiş;Kral olamaz öle şey diyip kızmış.Meğerse bizim prenses karşı ülkenin prens ine aşkık olmuş.
kral mecburen kızını vermek zorundaymış.Prens e mektup yazmışlar prens ise prensesi görmek istiyormuş…
İki ay geçmiş prens ormandan prensesin yanına gidiyormuş. Kötü cadı prens e zehir vermiş.
bunu duyan prenses hemen doktorunu çagırıp ormana gitmişler.doktor;
Prensesim ancak prensesi öperseniz iyileşebilir demiş.prenses öpüp saraya evlenmeye gitmişler



