Çanakkale’den Bir Hikaye
02 Aralık 2009 Yazan admin
Kategori Asker hikayeleri, Dostluk hikayeleri
Kocadere köyünde büyük bi sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı , kimi Bosnalı , Kimi Adıyamanlı, Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda yaralı
getiriliyor…
Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır.Zor
nefes alıp vermektedir.Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için
komutanının elbisesine yapışır.Nefes alıp
vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.
“Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım…Arkadaşıma
ulaştırın…”
Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur:
“Ben…Ben köylüm Lapseki’li İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç
aldıydım…Kendisini göremedim.Belki ölürüm.Ölürsem söyleyin hakkını helal
etsin”
“Sen merak
etme evladım” der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle
okşar.
Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözüde
“söyleyin hakkını helal etsin” olur…
Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor. Bunlardan
çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden
çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine
bir pusula.Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır.Pusulayı
açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır,
ne titremesine nede göz yaşlarına engel olamaz…
>PUSULADAKİ NOT:
“Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni
göremedi.Biraz sonra taarruza kalkacağız.Belki ben
dönemem.Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.”
Britney Spears, Britney Spears resimleri, Britney Spears frikik
15 Kasım 2009 Yazan admin
Kategori Dramatik hikayeler, RastGele
en en en korkunç hikaye damarların doncak +18 oku
21 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Korku hikayeleri
Merhaba bu hikaye tamamen gerçektir ve kesinlikle özenti değildir.Eskiden bir mezarlık varmış çok eskiymiş ve bir adam ama zengin bir adam bu mezarlığın üstüne apartman yapmıştır eve oturmaya gelenler olmuş.Ama her gece apartmanın bodrumundan çok korkunç sesler gelirmiş.En sonunda bir genç bunu merak etmiş ve bodruma inmiş bir şey görmemiş geri dönerken bodrum kapısı şiddetli bir şekilde kapanır.Çocuk çok korkar ve birden birsürü izsan görür.Bunlar mezarlıktaki ölmüş insanlardır.Ve ölmüş insanlar ona başından geçenleri anlatır ruhumuz çok acı çekiyor çocuk olayı anlar apartmanı yapana söyler tabiikide inanmaz.Çocuk olmadığını ruhlara söyler bunu duyan ruhlar çok sinirlenir ve o çocuğun kafasını kopartıp asarlar başsız bedenide bir kağıt bırakırlar bu kağıtta siz bize rahat vermediniz cezanızı çekin yazar en sonunda apartmanı yapan adam anlar ve apartmanı yıkıp mezarlığı bırakır.Ama ilerde bu mezarlıkta o çocuğun kesik başı görülmüş.
kötü cadı ile prenses
21 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Kısa hikayeleri
Bir varmıs bir yokmuş çok uzak ülkelerde bir prenses yasarmış.Prenses bir gün aşık olmuş,aşkından hasta olmuş kral bin bir doktorlar çagırmış ama hiç bir doktor çare bulamamış.En sonunda bir doktor gelip kral a kızınız aşık demiş;Kral olamaz öle şey diyip kızmış.Meğerse bizim prenses karşı ülkenin prens ine aşkık olmuş.
kral mecburen kızını vermek zorundaymış.Prens e mektup yazmışlar prens ise prensesi görmek istiyormuş…
İki ay geçmiş prens ormandan prensesin yanına gidiyormuş. Kötü cadı prens e zehir vermiş.
bunu duyan prenses hemen doktorunu çagırıp ormana gitmişler.doktor;
Prensesim ancak prensesi öperseniz iyileşebilir demiş.prenses öpüp saraya evlenmeye gitmişler
BOŞA GEÇEN YILLARIM
21 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Gerçek hikayeler
adım rojda on altı yıllık evliyim. kabuslarım evlendiğim gün başladı. ailemin istemediği bir evlilik yaptım . çok farklı ve güzel hayallerim vardı.ama hiçbirine kavuşamadım. hep hayal kırıklığı yaşadım eşim ailenin en büyük çocuğu amadışlanmış ailesi sahip çıkmamış. dedesinin yanında içki şişeleri arasında büyümüş.kayınvalidem için hep diğer oğlu ve kızı kiymetli olmuştur. eşimin ailesi yüzünden çok kötü şeyler yaşadım onbeş yaşında bir oğlum var onunla beraber çok acılar yaşadım eşim çok tembel ve sorumsuz biriydi bana çalışmamı ve ekmek paramı kazanmamı istiyordu bende öyle yaptım ve çalışmaya başladım hep herşey düzelir diye çocuğum adına herşeye katlandım aç kaldım evsiz kaldım ama hiçbirşeyi kendi aileme yansıtmadım çünkü onlar bu evliliği hiç istemediler ben onları üzmek istemedim. herşeyin üstesinden gelebileceğimi düşündüm ama artık çokyorulmuştum tek dostum duvarlardı onlarla konuşuyordum derdimi onlara anlatıyordum hiçbirzaman mutlu olamadım başıma gelmeyen kalmadı aldatıldım ve şiddet gördüm ama yine aileme hiçbirşey söylemedim az çok birşeyler biliyorlardı ama ben saklıyordum ailemin üzülmesini istemiyordum. en sonunda evim yandı haytım altüst oldu vce artık anladımki hiçbirşey düzelmiyecek birşeylerin düzelmesi içim önce eşinizin düzelmesi gerekir. şu an işyerim var dört yıldır zorluklarla ayakta durmaya çalışıyorum sadece tek istediğim yavrumun üzülmemesi tek isteğim bu yavrumla ayakta kalabilmek ben şu anda sadece onun için yaşıyorum. ona ilerde güzel bir hayat bırakmak istiyorum bunu yalnız nasıl yapacağım bilmiyorum. evli oluşum bana bir artısı yok ama oğlum herşeye değer şu an sonumun ne olacağını bilmiyorum bu yazıyı burda bitirmek istiyorum devami gelecek şu an moralim bozuk kusura bakmayın
Neyi, niye Öğrenmeliyim?
21 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Dostluk hikayeleri
içimdeki çocuğun sesiyle… Küçüklüğümden beri, matematik öğretmenim bana sayıları kullanarak nasıl para kazanacağımı öğretti. Kimya öğretmenimse çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırırsam zehirlenebileceğimi söyledi. Fizik öğretmenim de, yerçekimi kanununun olduğunu, buna göre dengede kalabilmem için ayaklarımın daima yere basması gerektiğini söyledi.
Rehber öğretmenim mi? Onu zaten, sadece sınavlara hazırlanırken tanıdım. O da, sınavlara çok iyi hazırlanmam gerektiğini söyledi ve sınavlarda başarılı olmam için nasıl ders çalışmam gerektiğini öğretti. Bir de, mutlaka üniversiteyi kazanmak zorunda olduğumu, yoksa hayatımın zehir olabileceğini söyledi.
Ben hâlâ hayatı öğrenemedim. Ama ben hayatı öğrenmek istiyorum. Hayatın içinde, hayatta var olanlarla beraber olmak istiyorum.
Gitar kursundan tenis kortuna, oradan da, o tiyatro senin, bu sinema benim gezmek mi sizin sosyalliğiniz, hayatta var olma sevinciniz?
Peki, bana yardımlaşmayı kim öğretecek? Yolda gezerken, çocuklarına ekmek parası için dilenen bir annenin kucağına harçlığımdan bırakacağım küçük şeylerin büyük bir mutluluğun sebebi olabileceğini, bunun için de cebimde küçük paraların olması gerektiğini kim öğretecek?
Birilerine gerektiğinde yardım edebilmenin ve yine gerektiğinde birilerinden istemeden yardım görebilmenin gerçek sosyallik olduğunu kim söyleyecek?
Bana kuşların dilini kim öğretecek? Onlara ekmek vermeyi ve onlarla arkadaş olabilmeyi… Bir fidanın da bir çocuk gibi ilgiye ve sevgiye ihtiyacı olduğunu kim öğretecek?
Bana yaşlılara neden saygı duymam gerektiğini, neden annemin ve babamın benim hayatıma bu kadar karıştığını kim öğretecek?
Ben hayata hazırlanmak istiyorum. Ben belki de ayakkabı boyacılığı yaparak da karnımı doyurabilirim. Ama bana şefkati, sevgiyi ve bunların değerini kim öğretecek? Birilerinin yardıma ihtiyacı olduğunu, olduğunda da yardım edemesem de -insan olduğum için- en azından “vicdan” denilen şeyin azabını nasıl çekebileceğimi kim öğretecekti?
Öğretmenim ben sıkıldım trigonometriden, logaritmadan… Periyodik cetvelin nasıl sıralandığından bana ne!
Hayatın anlamını hâlâ bilmiyorsam… Ve en önemlisi, hâlâ gökkuşağının altından geçirecek hayallerim yoksa…
Son bir soru sorabilir miyim? Bana bir şeyler öğretiyorken, siz de bir şeyler öğrenebiliyor musunuz?
Öğrendiğinizi uygulayabiliyor musunuz?
tüm gençlere örnek olsun bu yasananlar LÜTFEN OKUYUN
21 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Yaşanmış hikayeler
gecen seneydi evde otruyordk ablam canının cok sıkıldığını ve dısarı cıkacağnı soyledi bend birlkte cıktım onla yolda ablamın eski sevgilisiyle karsılastık ayak üstü sohbet etikten sonra ablamla ozel konusacağını soyledi ve ben yanlarındn ayrıldım ve bi bank a oturdum karsıma 3 kişi daha oturdu bri kız diğerleri erkekti
hepsi siyah giyinmiş herlerlerinde pirsing ve dövme vardı . baya dikkatimi cekti .onlara baktığmı görünce kız yanıma geldi tanısmak istedğini soyledi nese tanıstık falan beni herzaman takıldıkları yere davet etti bende o tiplerden hoslandığım için kabul ettim . gittik . heryer simsiyahtı ve yerlerde kan izleri vardı o an satanıst olduklarını anladım bende cok meraklıyımdır byle seylere .hosuma gitti bi kac bişy içtik sonra kız bni ozel bi odaya götürdü öndn ben girdim girer girmezz kapı suratıma kapandı cok korkmustum beni öldüreceklerini düşünmye basladım
allhtn telefonum yanımdaydı salaklar bende tlfn olduğuunu akıl edememişler. hemen ablamı aradım oda polise haber vermiş hemen geldiler eğer gelmeselerdi beni yapacakları ayine kurban edeceklermiş oylesine korktum ki cıktığımda elim ayağım titriyordu ogun bu gundur o tiplerdn korkarım size tavsiyem yanlarından bile gecmeyin boylelerinin benim yaptığım gibi ufacık bi zevk için hayatınızdan olmayın
ÇİMEN GÖZLÜM DENİZ
21 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Dramatik hikayeler
onu ilk gördüğümde işte bu demiştim hoşlanmıştım sevmeye başladım git gide ama o beni sevmiodu bilirdim bişi dese zoruma gider ağlardım ama çok severdim bi gün çıkmaya başladık 3 ay boyunca yaz tatilinde ayrı kaldık ne araadı ne sordu arada yazdı msj hergünm ziyan zehir oldu ağlar dururdum hep öle severdmki ayrılamazdm bile diyemezdm bitti sözünü bi gün oldu dedm beni o bıraktı beni ben bırakmadım onu o beni kendi elleriyle itti ve bitti hayatımın ikinci kötü günüydü öle acı çekiodmki canım öle acıyoduki anlatması imkansz ve aylar geçit hala seviorm birleştk dunya benmdi sanki öle ki mutluydk deniz bana karıcım derdi bi dediğim iki olmazdı canıydım onunn aradan 1bucuk sene geçti böle harıka devam etti bi gün geldi bana ilerde bitecek dedi üzülme ağlama dedi ağlamadım inada hırsımdan ağlamadım ilk defa öle ki kötüdüm ama sustum nedn bi insn karıcm der çocuk hayalleri evlilik hayalleri kurar bi anda yıkıldı tüm evim başıma hayallerim umutlarım herşeyim giiti o günden bei de hala kavga ederm hep ama ayrılmam çünkü insan canım dediii şeye kıymaz canını incitmez kırmaz üzemez ilgisiz oldu düüncesiz alakasız beni istemsini sevmesini istiorm hala sevio ama eski denimi özledim ayağıma taş değse taştan hesap soracak denizimi özledim beni ağlatmıcak kıymıcak denizimi çok özledim neler apmadım ona bişi dese yarattım her zamn isdeği başım üsütne dedim iyi oldum sırf o iyi olsun die hasta olmasn die sağ gözümden sol gözümü sakındım elimde olsa yere ayaklarını değirmem başımda gezdiririm yerler onu taşıyacak kadar değerli deil die ben böleyim işte sevdiim için kafmı koyarım ortaya ama kimse öle deil aşk vardır gerçktir can ister kan ister cesaret ister yürek ister ama aşk vardır hiç bişe gerektirmez sevmek ayrıdır ama aşık olmak böle bişedir onun eline iğne batsa senn o iğne yüreğine batmasıdır o hastayken yanında olmasan bile tüm gece beklemektir aşk kocacım hayat arkadaşım diyebilmektir ve ben bunu diorum kendimle de gurur duyuyorum
cami
20 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Dini hikayeler
Birgün cami odasının kapısını açık bırakmıştık. Arkadaşların küpte kavurmaları vardı. İçeri giren bir köpek, küpe kafasını sokup kavurmaları yemiş. Sonra da kafasını çıkaramayınca küpü yere düşürüp kırıp kaçmıştı. Arkadaşların canı çok sıkılmıştı. Bir yolunu bularak köpeği yakalayacaklar, sopadan geçireceklerdi. Üstad durumu öğrendi ve bu düşüncelerinden vazgeçirmek istedi. Molla . Resul: Üstadım, biraz kavurmamız vardı. Biz kıyamıyorduk ki yiyelim. Oysa bu köpek gelmiş, hem kavurmayı yemiş, hem de küpü kırmış. Bize zarar verdi. Ona nasıl ceza vermeyelim. Üstad: Molla Resul senden soruyorum. Vicdanen söyle. Sen aç kalsan, paran da olmasa, bir şey almaya da gücün yetmese, açık bir yerde bir et bulsan yer misin, yemez misin? Oysa aklın var, düşünüyorsun ki bu etin sahibi var. Ne yaparsın? Molla Resul biraz düşündükten sonra, evet yerim, dedi. Üstad tekrar dedi ki: Bu hayvandır. Aklı yok, haramı helali bilmez. Hayrı ve şerri tanımaz. Sahibinin kendisini döveceğini bilmez. Elbette açık kapıdan girmiş ve kavurmalarınızı yemiş. Bundan dolayı cezayı, hak etmiş midir? Sizden soruyorum. Elinizi vicdanınıza koyarak cevap verin? Molla Resul ve arkadaşları : Köpeğin suçu yoktur, diye karar verdiler. Daha sonra Üsad şöyle dedi: Madem öyledir, bu hayvanın gıybetini yapmayın ve helal edin. Molla Resul Üstad ile çok samimi konuşurdu. Gülerek şöyle dedi: Üstadım, içimizden gelmiyor ki helal edelim. Fakat, siz helalelleşmeye bizi ikna ettiniz.
Altın Saçlı Kız
20 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Çocuk hikayeleri
Bir zamanlar yoksul bir ayakkabıcı ve karısı yaşardı.Yüzleri hiç gülmezdi.Çünkü;Hiç çocukları olmazdı.Bir gün kadın ağlayarak;
-Keşke saçları altın kadar sarı,gözleri gökyüzü kadar mavi,yanakları al,dudakları kan kırmızı,sesi bülbül kadar güzel,kalbi temiz bir kızım olsaydı.İyiliği ve güzelliği dillere destan olsaydı.
Bu dileği kısa sürede gerçekleşmişti.Bir yıl sonra saçları altın kadar sarı,gözleri gökyüzü kadar mavi,
yanakları al,duakları kan kırmızı,sesi bülbül gibi bir
ve oldukça iyi bir kızları olmuştu.Kızın doğduğu gün babasının işi çok iyi olmuştu.Herkes kızı çok sevmiş.
yanına gideken kucak dolusu hediyelerle gidiyorlardı.Kısa sürede zengin lomuşlardı.Artık büyük bir köşkte yaşıyorlardı.Yanlarıda 50 kız ve 50 erkek hizmetçi vardı.Çevredeki yardıma muhtaç insanlara yardım ediyorlardı.Altın saçlı kız olgunlaştıkça güzelleşiyordu.Yıllar sonra tam bir genç kız olmuştu.Babası yaşlanıp çalışamayınca
altın saçlı kız insanlara şarkı söyleyip annesine ve babasına bakıyordu.Altın saçlı kızın ünü taa tehlikeli
bir ormanda yaşayan bir büyücünün kulağına kadar
geldi.Altın saçlı kızı çok kıskanmıştı.Onun güzelliğini
elinden almak istiyordu.Sonra bir büyü yaptı.gün batımında altın saçlı kızın güzelliğine bürünecekti.
Altın saçlı kız gece uyandığında yüzündeki çirkinliği
hem korkmuştu hem de şaşırmıştı.Ama sabah uyandığında eskisi gibi görünmediğini görünce sevinmişti.Bu bir kaç gün böyle sürdü.Bir gün altın saçlı kız annesine;
-Anneciğim bu gün bütün ben yapabilir miyim?
annesi ise
-Tabi ki yapabilirsin kızım.
Altın saçlı kız öğlene doğru bütün işleri bitirmişti.
Yorgunluktan bir ağacın altına çekilip dinlenmişti .Evin kenarından geçen ülkenin prensi
altın saçlı kızı görünce dayanamayıp yanına giderek
yanağına bir öpücük kondurmuştu.altın saçlı kız
gece uyandığında çirkinleşmediğini görünce sevinmişti.Öğle prens annesi ve babası ile altın saçlı
kızın annesi ve babasına altın saçlı kız ile evlenmek
istediğini söyledi. Altın saçlı kzın annesi ve babası
prensin iyi kalpli olduğunu bildikleri için kızıyla evlenmesine izin verdi.Altın saçlı kızda prensi seviyordu.O gün altın saçlı kız ve prens evlemişti.
Herkes bu düğüne davetliydi.Altın saçlı kız ve prens ömür mutlu yaşadılar.



