kız kıza öpuşme skandalı

08 Haziran 2010 Yazan Efsane  
Kategori Cinsellik

SAHNEDE ÖPÜŞME SKANDALI

Henüz 17 yaşında olmasına rağmen yetişkinler gibi davranan Miley Cyrus herkesi şoke eden bir skandala daha imza attı.

Genç yıldız Can’t Be Tamed adlı albümünün tanıtımı için verdiği konserde seksi bir giysiyle sahneye çıktı. Ardından da şarkısını söylerken kendisine eşlik eden kadın dasçılardan biriyle dudak dudağa öpüştü

Kadın Orgazm hikayesi

21 Aralık 2009 Yazan Efsane  
Kategori Cinsellik

Araştırmalara göre her üç kadından birisi orgazm sorunu yaşıyor. Bunun kökeni fizyolojik olabildiği gibi psikolojik ya da çevresel faktörlere de dayanabiliyor. Peki ya tedavisi? Sorunun yanıtını, farklı nedenlerden dolayı ”orgazm bozukluğu” yaşayan ancak sonrasında bunun yenen 4 kadının hikayesinde bulacaksınız…

FUNDA ÇATAR”Ağrı, işkence gibiydi” Beş yıllık evliyim. Yoğun iş tempomuz nedeniyle eşimle çok sık sevişemesek de uyumlu bir cinsel hayatımız olduğunu söyleyebilirim. Hemen her ilişkide, üstelik birkaç kez rahatlıkla orgazm olabiliyordum. Ta ki, bundan birkaç ay önce cinsel ilişki sırasında ağrı hissedinceye dek. Hani evlilik hayatımda ters giden bir şeyler olsaydı “psikolojiktir” diye geçiştirecektim ama eşimle birbirimizi hala seviyor ve aynı heyecanı taşıyorduk. Önce “üşütmüşümdür, geçer “dedim ama nafile! Artık hemen her seferinde, üstelik artan şiddette ağrı duyduğum için kendimi ilişkiye bir türlü veremiyordum. Zevk artık yerini büyük bir acıya bırakıyordu. Ben de zaman kaybetmenin doğru olmayacağını düşünerek bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurdum. Ultrason muayenesinde yumurtalıklarımda çikolata kistleri, yani endometriosis tespit edildi. Meğerse cinsel ilişkide çektiğim ağrılara bu kistler neden oluyormuş. Yaklaşık birkaç ay süren ilaç tedavisinden sonuç alınamayınca, kistler cerrahi müdahale ile çıkartıldı. Ben de rahat bir nefes aldım. Artık cinsel ilişki sırasında ağrı çekmiyor ve eski günlerdeki gibi orgazma ulaşmanın mutluluğunu yaşıyorum.

DEMET K. (Mimar, 35 yaşında)

YORUM:

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI
OP. DR. KAĞAN KOCATEPE

Cinsel ilişkide ağrı pek çok kadının ortak sorunu aslında. Tıp dilinde “disparoni” olarak adlandırılan bu duruma yol açan çok sayıda etken var. Disparoni daha çok kadının çeşitli nedenlerden dolayı sevişme sırasında kendini aşırı kasması sonucu gelişiyor. Kadın yeterince hazır olmadan cinsel ilişkide bulunulması ağrının oldukça rahatsızlık verici boyutlara ulaşmasına neden oluyor. Cinsel ilişkide ağrı sıklıkla çikolata kisti olarak bilinen endometriozis hastalığına da işaret edebiliyor. Bunların yanı sıra; enfeksiyonlar, vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları, kızlık zarındaki anotomik bozukluklar ve daha pek çok etken disparoninin oluşumunda önemli rol oynuyor. Disparonide tedavi altta yatan nedene göre uygulanıyor. Kimi hastalarda medikal tedavi yeterli gelirken, kimilerinde ise cerrahi yönteme başvurmak gerekebiliyor. Sorunun kaynağı ne olursa olsun, günümüzde uygulanan tedavilerde oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor. Yeter ki geç kalınmasın!

Erkeklere göre tek gecelik ilişki, Bize göre aşkın başlangıcı

21 Aralık 2009 Yazan Efsane  
Kategori Cinsellik

Sorumluluk yok, monotonluk yok.. Sadece heyecan ve tutkunun hakim olduğu sevişmeler var. Sahi tek gecelik ilişkiler akıllarda hoş bir anı mı, yoksa bir kabus olarak mı kalıyor? 3 genç kadın tek gecelik ilişkilerini tüm açıklığıyla anlattılar. Hikayeleri uzman bakışıyla yorumlayan ise psikolog Tireysi Kazmirci oldu.

FUNDA ÇATAR

“Aşık oldum, ancak…”
A.K. – 27 yaşında – Yönetici
“Tek gecelik bir ilişki yaşamak mı? Asla! Bir daha görmeyeceğim bir erkeğin bana dokunmasına nasıl izin verebilirim ki?” derdim hep. Ta ki arkadaşım Cem’le, 5 yıl sonra yeniden karşılaşıncaya dek. Arkadaşlarımla tatil için gittğim Kaş’ta çıktı karşıma Cem. Aynı işyerinde çalışmış, O Antalya’ya yerleştikten sonra da bir daha görüşememiştik. İşte, ne olduysa, gece yemek sonrasında katıldığımız partide oldu. Arkadaşlarımla dans ederken bana kaçamak bakışlar attığını fark edince, kalbimin çarpıntısını fena halde hissetmeye başladım. Saatler ilerledikçe birbirimize yakınlaşmış, arkadaşlarımıza fark ettirmeden flört etmeye başlamıştık. Bardan ayrıldıktan gizlice buluştuğumuz sahilde, denizden gelen tatlı bir esinti görünmez parmaklarıyla bize usulca değerken dudaklarımız tutkuyla birleşiverdi. Nasıl olsa Cem bir yabancı değil, yıllardır tanıdığım bir adamdı. Kumsalda sarmaş dolaş yürüdükten sonra otelin yolunu tuttuk ve hani filmlerde hep izleriz ya işte öyle çılgınlar gibi seviştik. Ruhumu yepyeni bir heyecan dalgası sarmış, hiç hesapta yokken aşık olmuştum. Cem ise sabah kahvaltının ardından hepimize veda ederek Antalya’nın yolunu tutuverdi.

Aylarca yolunu gözledim, Cem beni bir daha hiç aramadı. Evet, onunla sevgili olacağımız düşlerini kurmamalıydım. Ama o da benim gibi birden yoğun duygu seline kapılmış olamaz mıydı? Sevişirken bana sımsıkı sarılmış, dudaklarıma defalarca duygu yüklü minik öpücükler kondurmamış mıydı? Meğerse Cem için sadece hayatına renk katan bir kadından öteye gidememişim. Pişman veya kırgın mıyım? Hayır. Birlikte geçirdiğimiz saatler boyunca bana öyle saygılı davrandı ve her saniyesi hafızamda kazılı kalan öyle güzellikler yaşattı ki hiç pişman olmadım. Ancak keşke ben de Cem’i sadece tek gecelik bir hoşluk olarak görebilseydim demekten de kendimi alıkoyamıyorum. Böylece aşk acısı çekmez, aylarca yolunu gözlemek zorunda kalmazdım.

A.K. İÇİN UZMAN YORUMU

“Duygular devrede”
Pek çok kadın, tek gecelik ilişkileri her şeyden önce etik açıdan doğru bulmasalar da, tanıdık ve güven duyulan bir kişiye rastlanması veya aşırı alkol tüketimi gibi nedenlerle istisnalar yaşayabiliyor. Bu örnekte görüldüğü gibi, kadın, yaşayacağı ilişkinin tek gecelik olacağını baştan bilse de, hesap etmediği duygular devreye girebiliyor. Durumu baştan kabullenmiş olması hayal kırıklığına uğramasını veya üzülmesini önleyemiyor. Elbette tek gecelik ilişki yaşayıp aşık olmayan kadınlar da var. Ama bu tür ilişkilerde sabah uyandığınızda rahatlıkla evinize dönüp ondan hiç haber almamayı umursamayacağınızın garantisi hiçbir zaman olmuyor.

Cinsel hastalıklar hakkında 9 gerçek

21 Aralık 2009 Yazan Efsane  
Kategori Cinsellik

Aktif bir cinsel yaşama sahipsiniz… Peki ama cinsellikle bulaşabilecek hastalıklardan haberdar mısınız? Sağlıklı bir cinsel yaşamın sırrı bu hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmak ve tedbiri asla elden bırakmamaktan geçiyor.

Yeşim Nur MANTAŞ

1. HPV KANSERE DÖNÜŞEBİLİYOR
Human papiloma (HPV), genital hastalıklar ve serviks kanserine yol açabilen virüsün adı. Genellikle, bulaşma sıklığı, 20′li yaşların başında daha fazla. Çoğu zaman semptomları belirti vermiyor ve enfeksiyon herhangi bir tedavi olmadan kendiliğinden geçiyor. “Eğer aktif bir seks hayatınız varsa bu virüsün bir türünü taşıma riskiniz artar” diyen konunun uzmanları 30 çeşit HPV virüsü çeşidi olduğunu vurguluyor. Cinsel temasla kolaylıkla geçen ve kimi zaman tehlikeli olabilen bu virüsten korunmak için prezarvatif kullanmak kolay ve basit bir çözüm. Düzenli olarak smear testi yaptırarak da virüs taşıyıcısı olup olmadığınızı veya virüsün kansere dönüşüp dönüşmediğini öğrenebilirsiniz.

2. HERPES ÖMÜR BOYU SÜRÜYOR
İstatistikler gösteriyor ki herpes virüsü gittikçe yaygınlaşıyor. “Herpes simpleks” adlı virüsün neden olduğu herpesin tedavisi yok ve bir kez bulaşınça ömür boyu taşınıyor. Özelikle genital herpese yakalananların sayısı İngiltere’de, son yıllarda yüzde 9 artmış. Yaşam kalitesini bozan bir sağlık sorunu olan herpesle savaşta cinsel ilişki sırasında korunmaktan ve tedbiri asla elden bırakmamaktan geçiyor.

Yaz aşkı nasıl ‘gerçek aşka’ dönüşür?

21 Aralık 2009 Yazan Efsane  
Kategori Cinsellik

Yaz aşkları denince, herkesin aklına gelip geçici ilişkiler, güzel güneşli günler gibi çabucak kayboluveren sevgililer gelir… Peki ya o, tam da hayallerinizdeki partnerse? Yaz aşkını uzun yıllar sürecek ciddi ilişkilere dönüştürmeyi başaran 5 okurumuz, hikayelerini bizimle paylaştılar…

”KONTROLÜ ASLA ELDEN BIRAKMADIM”
M.Y.Y. 32 yaşında – Butik Pastane Sahibi

Bundan tam 4 yıl önceydi; en samimi 3 kızarkadaşımla uzun zamandır yapmayı hayal ettiğimiz tatil planını nihayet gerçekleştirdik ve Çeşme’ye gittik. Öyle bir dönemdeydik ki, hepimiz sevgililerimizden -hatta birimiz eşinden- yeni ayrılmıştık ve kelimenin tam anlamıyla asla unutamayacağımız çılgın bir tatil geçirmeyi planlıyorduk. Gerçekten de, o tatilin muhteşem geçeceği uçakta ilk sinyallerini verdi. Tıpkı bizim gibi bekar ve bizim gibi Çeşme yolcusu bir erkek grubuyla yan yana düşmüştük. Tabii ki, tahmin edeceğiniz gibi vakit kaybetmeden Çeşme’de bol bol görüşmek üzere sözleştik. Otele vardığımızda her birimiz en çok kimi beğendiğimize karar vermiştik bile… Beni en fazla etkileyense, diğerlerine göre daha sakin yapısı olan Cem’di. Onlarla ilk akşam Alaçatı’ya indik. Diğerleri, geceyi birbiri ardına fondip yapılan içkilerle geçirip, sonunda da giysileriyle denize atlarken biz aralıksız olarak sohbet etmeye devam ettik. Kafa yapımız o kadar uyuşuyordu ki, gruptaki diğer herkes gibi -bu niyetlerini çok açıkça belli ediyorlardı- tatil bittiğinde bu
ilişkinin de bitmesini istemiyordum. Bunun için elimden gelen her şeyi yapmaya karar verdim. En büyük silahım elimden geldiğince kontrollü olmaktı. Diğer kızarkadaşlarım, şehirdeki günlük hayatlarında olduklarından çok daha farklı, rahat karakterler sergileyip, akıllarına her eseni yaparken (buna üstsüz güneşlenmek de dahil), ben oldukça ayakları yere basan bir karakter sergiledim. Tabii onlar tarafından ‘oyunbozan’ olarak nitelendirilmeyi de göze almıştım. Asla aşırı içip sarhoş olmadım; sonradan pişman olacağım harekteler yapmadım ve eski sevgilimden bahsetmedim. Nitekim, bu çabalarım da meyvesini verdi ve Cem, 4-5 günün sonunda benimle İstanbul’da da görüşmek istediğini fısıldadı. Şimdi beraberliğimizin 4. yılını kutluyoruz… Diğer arkadaşlarımıza ne mi oldu? Onlar bizimle, bir daha bir araya bile gelmek istemediklerine dair kesin bir dille uyarıyorlar!

”SEKSİ HEP ERTELEDİM”
S.B. 29 yaşında -Reklam Ajansı Ortağı

Uzun yıllar bir reklam ajansında grafikerlik yaptıktan sonra, ajansın kapanması üzerine işsiz kalmıştım. Hayli yüklü bir tazminat almış ve metin yazarı arkadaşımla yeni bir ajans kurmak için ilk girişimlere başlamıştım. Öncesinde ihtiyacım olansa, hep hayalimdeki tatile çıkmaktı; bembeyaz kumsallar ve turkuvaz renkli suların üzerine uzanan palmiye ağaçları… Yıllardır rüyalarımda gördüğüm bu kartpostal gibi görüntünün içinde olma zamanı gelmişti. Butik turlar düzenleyen bir seyahat ajansıyla görüştüm ve yerimi ayırttım. Grubumuz fazla kalabalık değildi; 2 balayı çifti, 25. evlilik yıldönümlerini kutlayan bir diğer çift ve o! Atletik vücuduyla tam bir sporcu olduğu her halinden belli olan Mert. Aynı zamanda Boğaziçi Ekonomi Bölümü öğrencisiydi ve İngiltere’de yüksek lisans parası biriktirmek için tur rehberliği yapıyordu. Uzun yolculuğun ardından, dünyadaki cenneti andıran adamıza vardık. Ve muhteşem bir tatil başladı; biz de bir anda grubun 4. çifti oluvermiştik. Herkes partneriyle kumsalda kendisine gizli bir köşe bulduğunda biz de Mert’le başbaşa kalıyorduk. Onun da benden hoşlandığı çok belliydi… Ve bir ilişkiyi ertelemek neredeyse imkansızdı. Ama bana göre esas mesele, ilişkinin tam olarak nasıl bir ilişki olacağıydı. Kararımı verdim ve ant içtim: Aslında hiç de tutucu biri olmamama rağmen ne olursa olsun, onun odasına gitmeyecek ve bu adadan onunla beraber olmadan ayrılacaktım! Çünkü biliyordum ki, bir kez beraber olursak, bazı şeyler büyüsünü kaybedecek ve bu ilişki burada kalmaya mahkum olacaktı. Bu kararı uygulamam pek kolay olmadı elbette; ama her şeye rağmen, bir şekilde gecenin sonunda odama yalnız kaçmayı başardım. Tatil dönüşünde, telefon numaramı alan ve neredeyse saat başı beni arayan o oldu. Döndükten kısa bir süre sonra okul işleri için İngiltere’ye gitmesine rağmen aramızdaki bağı hiç koparmadık. Bir ay sonra Türkiye’ye döndüğünde ise, mükemmel ve uzun süreli bir ilişki için her şey hazırdı.

Evlilik aşkı öldürüyor mu?

21 Aralık 2009 Yazan Efsane  
Kategori Cinsellik

”Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkıyor” bilmecesi gibi, ”Evlilik mi aşkı, yoksa aşk mı evliliği öldürüyor” uzun yıllardır sorulan bir soru. Çoğu çifte göre zaman içinde heyecan kayboluyor ve sonuç aşkın ölmesi oluyor. Peki, işin uzmanları bu konu hakkında ne düşünüyor? Nilgün Yıldız

‘Flört ederken her şey farklıydı’ diyen kaç çifte rastladınız bugüne kadar? Aslında cevabı tahmin etmek hiç de zor değil. Birine âşık oluyor, İşte bu benim hayatımın sonuna kadar birlikte olmak istediğim insan diyor ve evleniyorsunuz. Sonrasında ne oluyor da, ilk günler bir gün bile görmemeye dayanamadığınız insan, aynı evin içinde size yabancı olmaya başlıyor. İşte bu soruyu işin uzmanı Psikolog Alanur Özalp’e sorduk ve kendisinden ilginç yanıtlar aldık.

Evlilik aşkı gerçekten öldürüyor mu, yoksa aşk, evliliğin içinde bir yerlerde mi saklanıyor?
Bir çiçek aldığınızı düşünün; eğer o çiçeğe su vermezseniz, altını çapalamazsanız, gübresini vermezseniz, o çiçek ölür. Evlilik de aynı şekildedir. Emek verirseniz, bununla ilgili çalışır ve düşünürseniz, bunların karşılığını alabiliyorsunuz. Evlendik iş bitti diye düşünürseniz, evlilik tabii ki aşkı öldürür. ‘İmzayı attım, garantiye aldım’ diye düşünmek yanlıştır.’İmzayı attır, yeter’ denilir; oysa bu doğru değildir.
Erkek ve kadının evliliğe bakış açıları çok mu farklı?
Erkeklere sorarsak evlilik aşkı öldürüyor; kadınlara bakarsak öldürmüyor. Kadınlar için daha güzel bir birliktelik, daha sıcak bir ilişki oluşuyor. Erkek ve kadının bakış açısı farklı. Genel olarak düşündüğümüzde erkekler evlilikten kaçtıkları için aşkı öldürüyor. Çünkü erkekler’Ne kadar keyif yapabilirsek yapalım, ne kadar çok kadınla birlikte olursak olalım’ diye düşünüyorlar. Evlilik aşkı öldürüyor, biz aşkımızı öldürmeyelim diye düşünüyorlar. Kadınlar ise bir an evvel evlenmek istiyor. Çünkü aile baskısı var; iş yerinde baskı var. Zaten üniversiteyi bitirdikten sonra belirli bir yaşa gelmiş oluyor. Çevredeki baskı da evde kalma korkusuyla birleşiyor.Bir adamı evliliğe razı edemedin, razı et gibi baskılar yapılıyor. Çünkü, kadın sevgili bulsa bile yine evlenme konusunda baskı oluşuyor. Bazen bize gelen kişilerin anlattıklarından nişanlılık dönemlerinde bu işin yürümeyeceğini fark ettiklerini anlıyoruz; fakat aile o kadar baskı içinde ki, bu evlilikten vazgeçerlerse ailede sanki herkes intihar edecekmiş gibi düşünüyorlar. Bir türlü o dönemde ayrılamıyorlar; fakat evlendikten sonra bu adamın kendisi için doğru olmadığını anlıyor. Ondan sonra ayrılma yoluna gidiyor. Bu aşamada hepimizin üzerinde, özellikle kadınların üzerinde baskı oluşuyor. Kadın ayrılmak istediği zaman ayrılamıyor, evlenmek istediği zaman da, baskıdan gözünü açıp, ‘Bu doğru adam mı?’ diye düşünemiyor.
Evlilikte yaşanan bu sorunların altında cinselliğin etkisi ne oluyor?
Cinsellik evlilikte çok önemlidir. İşin başında çiftler, genelde seks konusunda tecrübesiz olurlar. Bunun için seksi erteleyelim diye düşünüyorlar ve erteleme olayını kabul ediyorlar. Bazen de çiftlerin işleriyle ilgili yoğunluklar varsa, veya ekonomik sıkıntılar varsa bu tür sorunlara o kadar yoğunlaşıyorlar ki, seksi başka bir kenara koyuyorlar. Bir süre sonra birbirlerinden uzaklaşmaya başlıyorlar. Bu da bir süre sonra öfkenin başlamasına neden oluyor. Birbirlerine karşı kırgınlıklar, dargınlıklar ön plana çıkmaya başlıyor. Evliliğin ilk yıllarında her söylenene inanıyorlar. Mesela biri diyor ki, Günde iki defa yapın onlar da iki defa yapıyorlar. Bir diğeri diyor ki ‘Günde iki kere yapılır mı, haftada iki kere yapacaksın’ o zaman haftada iki defa yapıyorlar. Ne yaptıklarını bilemez hale geliyorlar ve kendilerinden çok emin olamıyorlar. Bazen utanma duyguları işin içine giriyor. Bir süre sonra birbirlerini tanımaya başlıyorlar. Vücutlarının her bir parçasının ne anlama geldiğini, nerelerinin, nasıl okşanması gerektiğini öğrenmeye başlıyorlar. O nokta önemli. Fakat o noktaya kadar bir takım olumsuzluklar yaşanmışsa, onları geriye doğru ittiyse, oradan sonra o noktayı bulmaları gecikiyor ve hassas noktaları bulamayabiliyorlar. O zaman da bir şekilde seks, çok gerekli değil, olmasa da olur, gibi bir bakış açısına giriyorlar. Bunlar tehlikeli noktalar.

Bu durumun, yetiştirilme tarzıyla bir ilgisi olabilir mi?
Bizde özellikle aile büyükleri çocuklarını büyütürken, sakın konuşmayın özellikle kadınlara, eşiniz sizin tecrübeli olduğunuzu düşünür, aklına kötü şeyler gelir gibi yanlış şeyler söylenir. Bilmezi oynayın derler. Bilmez bir kadınla bir şey yapmak çok da keyifli gelmez diye düşünüyor insan. Onun için de çiftler, bu konularda önyargılar, eksik bilgiler nedeniyle hayatında bazı şeyleri uygulamaya sokamayabiliyor. Anne ve babasından seks çok da önemli değil gibi şeyler görüyorsa, o da böyle düşünmeye başlayabiliyor. Aile yaşantısı bu nedenle çok önemli. Aile içinde, kadına değer veriliyor mu, erkeğe değer veriliyor mu, bunlar da çok önemli. Kadın sadece okşanılan bir obje mi, yoksa aynı zamanda konuşabilen, düşünebilen bir obje mi. Özellikle kadınlar sekse bakarken, ‘Sadece o iş için bana değer veriyor’ diye düşünüyor ve o işten soğuyorlar. O işten nefret ediyorlar. Bu nedenle de sekse yeteri kadar değer vermiyorlar, yeteri kadar vakit ayırmıyorlar. Hatta kızıyorlar. Tam tersine hareket ediyorlar. Seksi olmamaya, eşine dokunmamaya çalışıyorlar. Dokunursam uyarılır ve benden seks talebinde bulunur, diye düşünüyorlar. Bir şekilde iki kişi evliliği bilgisizlikten, bazen yanlış inançlardan, bazen de toplumsal baskılardan tatsız bir hale getirebiliyorlar.

Haberin devamı 2009 kasım sayısında…

Sekste 5 altın kural

12 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik, Genel

Sağlıklı bir cinsellik ancak karşılıklı istek, güven, saygı ile mümkündür. İşte doğru bir cinsellik için olmazsa olmazlar.

Sağlıklı bir cinsellik ancak karşılıklı istek, güven, saygı ile mümkündür. İşte doğru bir cinsellik için olmazsa olmazlar.

1. Karşılıklı istek

Cinsel ilişki için her iki tarafın da istekli ve gönüllü olması; bunun yanında aktivitenin herhangi bir yerinde durdurabilme ve sonlandırabilme özgürlüğünün bulunması gerekiyor.

2. Eşitlik

Kişisel güç algısı anlamında, eşinizle eşit durumda olduğunuz gerçeğini kabul etmek önemli. Performans açısından bir taraf kendini güçsüz ya da yetersiz hissediyorsa, bu cinsel ilişkinin kalitesini olumsuz etkiler.

3. Saygı

Kendinize ve eşinize saygı duymak ilişkiyi etkiler.

4. Karşılıklı güven

Oldukça hassas olan bu aktivitenin karşılıklı güven oluşmadan yapılması, taraflar arasında hoş olmayan duygular yaratabilir.

5. Korunma

Cinselliğin kalitesini etkileyen unsurlardan biri de istenmeyen gebelikten, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyan bir ortamın yaratılmasıdır.

sevişme sahneleri

27 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

öpüşme sahnesi

26 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

cinsel pozisyonlar

25 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

Cinsel pozisyonlar ilişkilerimizde bize rahatlık sağlayan ve sağlığımız açısından önemli bir konudur.Cinsel Sorular sitesi olarak sizlere bu pozisyonların görsel materyalleri ile birlikte bir derlemesini yapmış bulunmaktayız.
Cinsel pozisyonlar kişinin anlık durumuna göre değişen , eşlerin birbirlerine daha iyi temasta bulunabildiği ve çok daha rahat haraket edebildiği şekiller olmaktadır.
Zevkli , keyifli ve ağrısız bir ilişki için size uygun olan cinsel pozisyonu partneriniz ile uygulayabilirsiniz.
Bazı pozisyonlar erken boşalma sorununa karşı bir önlem , gebelik için doğru ya da gençler için uygun şekilde aşağıdaki kategorilerde sizlere sunulmuştur.
Daha doğru bir cinsel birleşme için en önemli kriterlerden biri olan pozisyonlara sizler de partneriniz ile birlikte olurken dikkat edip , özen göstermelisiniz.
Sürekli aynı pozisyonda ilişkiye girmek olayı monotonlaştırırken arada bir özgür davranıp farklı tarzlar denemek çok daha yararlı olacaktır.
Unutmayın ki tüm uzmanlarında bildirdiği gibi bir ilişki esnasında en önemli şey penis boyu değil partnerinize olan temasınız , duygularınız , duruş ve birleşme rahatlığıdır.
Partnerinize sıcak temasta bulunurken aynı zamanda bir birleşme sağlayabiliyor ve bu konuda başarılı oluyorsanız mutlu ve sağlıklı bir cinsel yaşamınız var demektir.
Yukarıda yer alan özet bilgiler ışığında aşağıda yer alan kategorilerdeki konulara göz gezdirebilir , uygun pozisyonu görebilirsiniz.
Herkese mutlu ve sağlıklı cinsel yaşam diliyoruz…
UYGUNLUĞA GÖRE KATEGORİLER

En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.

Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir.

Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder.

Aynı zamanda karşılıklı okşamaya ve öpüşmeye de uygundur. Bununla birlikte, derin birleşme, daha fazla hareket özgürlüğünden hoşlanan bazı kadınları rahatsız eder.

Erkek çok ağırsa ya da erken boşalma sorunu varsa ya da kadın ileri gebelik dönemindeyse, bu pozisyon uygun değildir.


Sitemizde bulunan bazi icerikler cesitli sitelerden derlenerek yayinlanmaktadir.Hak sahipleri itirazi uzerine yayindan kaldiralacaktir.

ݬeti?t; style=

chat siteleri yatakta sevişmek yatakta sevişmek